23 Şubat 2018 Cuma

Kuzey Romanya keşfine var mısınız?

Romanya denilince sanırım ilk akla gelen şehir Bükreş, sonrasında ise ünlü şatoları ve Kont Drakula'nın bölgesi ile Transilvanya...

Size şimdi önereceğim yer aklınızdaki Romanya algısını değiştirecek türden. Bambaşka kültüre ve doğaya sahip güzelim Maramureş Bölgesini anlatacağım.

Öncelikle şu haritadan Maramureş bölgesinin nerede olduğuna bakalım. Görüldüğü üzere Ukrayna ve Macaristan sınırına komşu. Bu üç ülkenin sentezini Maramureş'i gezerken göreceksiniz...


Ulaşım

Maramureş bölgesini güzelce gezmek için ilk yapılacak şeylerden birisi araç kiralamak. O yüzden en yakın büyük şehir olan Cluj'a gelerek, buradan araba kiralayabilirsiniz. Bu bölgeyi ise hakkı ile gezmek için iki güne ihtiyacınız olacak. Cluj ile Maramureş arası yaklaşık 3-3,5 saat sürüyor fakat yollar dağlık ve tek şerit git-gel olduğu için bu mesafe biraz daha uzayabilir.


Konaklama

Bu bölgede evler ağırlıklı olarak tek katlı, yer yer iki katlı evler de mevcut. Aileler evlerini konuk evi olarak kullanıyor çoğunlukla. Booking.com üzerinden rahatlıkla gideceğiniz bölgeler için rezervasyon yapabilir, çok tatlı evlerde kalabilirsiniz. Geceliği  ise kahvaltı hariç, kişi başı 50-70 TL arası.Biz  Casa Muntean  adında çok güzel bir konuk evinde kaldık. Civardaki konaklama seçenekleri de bu tarzda zaten.  Biraz daha lüksleri var tabi ki ama 5 yıldız lüksünde otel hizmeti beklemeyin.

Gezelim, görelim

Maramureş bölgesinde iki tane büyük şehir var;  Baia Mare ve Sighetu Marmatiei. Bu bölgelere bağlı bir sürü köy ve kırsal bölge mevcut. Şehir merkezlerinde dükkanlar, büyük süper marketler mevcut. İhtiyaçlarınızı buralardan alabilirsiniz. Gezerken bu bölgelerde pek fazla restoran veya kafe seçeneği olmadığını göreceksiniz, o yüzden hazırlığınızı iyi yapmanızı öneririm. Biz iki gün boyunca acıktıkça peynir-ekmek ve yan ürünlerden oluşan kahvaltı yaptık :)

Ve gelelim yolculuğumuza...

Fotoğraflarla anlatmaya çalışacağım ama o kadar çok sürpriz görüntülerle karşılaştık ki anlatamam...

1-Sapanta Köyü, Merry Mezarlığı

Sabah saatlerinde bu köye olan yolculuğumuzda amacımız sadece bu köye özel olan Merry mezarlığını görmekti. Pazar sabahı buraya geldiğimiz için kilisede ayin vardı. Dışarıdan güzel görünen kilisenin içi alıştığımız şekilde görkemli değildi. Burada bahsetmek istediğim iki konu var.

Birincisi insanların giyim tarzı.



İnsanlar Pazar ayinlerine kendi yerel kıyafetlerini büyük bir özenle giyerek geliyorlar. Gencinden yaşlısına herkes süslü, rengarenk... Ben özel bir şey olduğunu düşünmüştüm ama meğersem Pazar günleri buralarda böyle yerel kıyafetler giyiliyormuş. Kültürlerine hala sahip çıkıyorlar. İnsanların fotoğraflarını çekmeye çalıştığımda hiç olumsuz tepki ile karşılaşmadım hatta hepsi bana poz vermeye başlamıştı bile :)

Yas tutan insanlar ise siyah giyiniyordu.




Bir de yaşlı teyzeler...


İkinci olarak bahsetmek istediğim ise rengarenk ahşap mezar anıtları...


Sadece bu köye özgü olan bu gelenek 1935 yılından beri var ve günümüzde de devam ediyor. Bu köyde yaşayan insanlar ölümü bir son olarak değil, bir başlangıç olarak gördükleri için mezar anıtlarına yazılacak şeyleri yakınlarına vasiyet olarak bırakıyorlarmış. Mezar taşlarında yaşadıkları süre zarfında yaşamından kesitleri mezar taşlarına yazdırıyorlar. Tabi ölümden sonra inanılan hayata dair  bir şeyler de yazdıran var... Ya da ölen kişinin ailesinin ölen kişi hakkında karakterine dair betimlemeler de...


Mezarlarda ölen kişinin adı, yaptığı mesleğe dair bir tasvir ve kişinin mezarında yazmasını istediği şeyler ahşaptan yapılan mezar anıta işleniyor ve sonrasında fotoğraflarda göreceğiniz üzere boyanıyor. Yani anlayacağınız hepsi el emeği, göz nuru...


Bu mezarlığa girmek ücretli ama oldukça cuzi bir miktar. Biraz turistik bir yer ama öyle korkulacak kadar değil. Biz çok rahatça gezindik ve fotoğraf çektik.

2-Breb-Deseşti-Ieud Köyleri




Bu köyler güzel bir rota oluşturularak gezilebilir. Ana yollar asfalt o yüzden araçla rahatlıkla gezebilirsiniz. Doğa ananın muhteşem sunumu, 14. yy'dan kalma ahşap kiliseler, hemen hemen her evin girişinde ahşap dev kapılar, daracık toprak ve yer yer taşlık yollar, ağaçlar, ormanlar, bomboş yollar, evlerinin önündeki banklarda gelen geçeni izleyen yaşlılar, güler yüzlü ve sıcacık insanlarıyla ve bu kadar güzelliğin yanında çok da turistik olmaması nedeniyle buralara yolları düşürmek gerekiyor.



Kiliselerin içini ise gezmek biraz zor. Çünkü sadece köyde yaşayanlar tarafından Pazar günleri kullanıldığı için kiliselerin papazları da özel rica dışında kiliseleri açmıyorlar. Biz breb köyünde günü batırmaya yakınken Fransız turist çift tarafından açtırılan kilisenin içini gezme fırsatı bulabildik. Sanırım şimdiye kadar gördüğüm en güzel dekora sahip kilise bu bölgedeydi. İçerisindeki bir çok eşya ve ahşap duvardaki  tasvirler orjinal.



3-Barsana Köyü

Bu köyden geçerken hiç beklemediğim anılara sahip olacağımı düşünmezdim...
Araba ile geçerken ufak bir kapı önünde bir çok insanın bekleştiğini gördük ve hadi bakalım ne varmış dedik.


İçeriye girmemiz ile adeta 70'li yıllara döndük. Burası bildiğiniz bir köy barı çıktı! İçeride bir sürü amca toplaşmış kağıt  oynayarak bira içiyorlardı. Önce bir çekindik ama sonra hepsinin ''gel gel'' işareti ile kendimizi onların masasında bulduk. Fotoğraf çekmek isteğimizi belirttiğimizde ise çoktan poz vermeye başlamışlardı :) Daha  sonra bir amca her ne kadar aynı dili konuşmasakta eline kağıt kalem alarak adresini yazdı ve fotoğraflarını istediğini belirtti :) Sonra bize bira ikram ettiler ama maalesef araba kullanacağım için bu teklifi geri çevirdik :) Bardan çıktığımızda  adeta zaman tünelinden çıkmış olduk :(  Sonrasında teyzeler bize el sallayarak, bizleri uğurladı.






Sonrasında  Barsana'ya bağlı Barsana Manastır Kompleksi görülecekler arasında yer alıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesinde olduğu için de oldukça popüler ve turistik bir kompleks burası . İçerisinde 14.,  18. ve 20. yy'a ait yaklaşık 12 adet ahşap kilise var. Bir çoğunun içi ziyarete açık değil. Bu kompleks günümüzde aktif olarak da kullanılmakta ve bir çok rahibe burada yetişmekteymiş. Giriş ücretsiz, yeme-içme için de oldukça sınırlı bir kafeteryası var.



Pazar günümüzü bu bölgede geçirdik ve aynı gün içerisinde 2 ayin, 1 evlenme seromonisi, 1 adet de düğün yakalama şansına eriştik.

Artık dönüş yoluna geçmiştik ve  Barsana'yı geçtikten sonra bir evin önünde böyle çiçekli, böcekli giyinen kızları gördüğümüzde arabayı park ettik  ve gerçekten orada neler olduğunu merak ediyorduk. Ne görelim, meğersem bir köy düğünü imiş!



Kızlar yerel kıyafetler giymişlerdi fakat oldukça bakımlı ve topuklu ayakkabıları ile geçmişi ve günümüz modasını güzel kombine etmişlerdi :) Fotoğraf çekmeye başladığımda ise yavaş yavaş beni evin bahçesine doğru çağırdılar ve bahçede 2 koca masa insan manzaralarına şahit olduk. Bir masada teyzeler, diğer masada abiler, amcalar. Sonra çocuklar dikkatimi çekti... Hepsi birbirinden minnoştu.



Evin içine götürüldüm sonra. Gelin ve damatı gördüm, tebrik ettim. Sonrasında ise bahçeye tekrar çıktım ve bize ikram edilen şekerlemelerden biraz tattım. Teyzeler beni ve arkadaşımı masaya davet ettiler fakat zamanımız olmadığı için maalesef kalamadık. Ama aklım ve kalbim o insanlarda kalmıştı bile...


Dönüş yolunda maps.me uygulamasına güvenerek bizi Cluj'a götüreceği yolu takip etmeye başladık. Biraz maceralı başlayan kestirme köy yolları sonrasında havanın kararmaya yüz tuttuğu anlarda korkutucu bir hal aldı. Çünkü bizi ıssız, kimsenin olmadığı toprak dağ yollarından götürmeye başlamıştı uygulama. Aklımıza binbir türlü senaryo geldi.''Ya lastiğimiz patlarsa, ya araba çamura saplanırsa, ya dağda mahsur kalırsak...''

Daha fazla risk almayıp geldiğimiz 1 saatlik yolu tekrar dönerek ana yoldan tabelalar vasıtasıyla Cluj'a dönmeye karar verdik. Ana yola girdiğimizde başlayan ve 4 saat boyunca  hiç dinmeyen sağnak sayesinde tüm araç kullanma becerilerimi geliştirdim diyebilirim :)

Cluj'a döndüğümüzde gece 23.00 olmuştu bile ve yine çok tatlı diyebileceğim kaldığımız pansiyonun işletme sahibi tarafından  odamıza yerleştirilmiştik bile.


Uyumaya çalışırken dolu dolu geçen ve hiç bir zaman unutmayacağımız Maramureş anıları ise bizleydi...

1 yorum: