7 Mart 2015 Cumartesi

Havana Günleri

Havana, Küba'nın başkenti, ilk yüzü, en turistik ve kalabalık yeri.

Bana sorarsanız Havana'yı gez gez 1 ayda bitmez. Ama önce tarihi ve turistik yerleri sonra yerel halkı daha yakından tanımak isterseniz en az 4-5 gününüzü Havana'ya ayırmanız gerekiyor. Hatta 1 hafta ayırsanız süper olur eğer zamanınız varsa.

Bu yazıda Havana'da ne yapılır, ne edilir, nereler gezilir ondan bahsedeceğim. Genel olarak Küba hakkındaki izlenimlerimi zaten detaylı olarak şurada yazmıştım.


Havana, açık hava müzesi gibi adeta. Sömürge döneminde inşa edilen mükemmel güzellikteki binalardan günümüze kadar neler kaldığını gözlemleyebileceğiniz bir şehir. Bir de devrimin izlerini sokaklarda yaşayabileceğiniz bir yer. Havana'yı eski Havana ve yeni Havana olarak ikiye ayırmak lazım.

Havana'da 2 gün içerisinde meydanlarını, ünlü caddelerini, tarihi yerlerini, müzeleri gezebilirsiniz. Kalan günlerde ise bol bol sokaklarda gezmenizi tavsiye ederim. Her ne kadar İspanyolca bilmesem de insanları gözlemlemeye, el kol işaretleri ile anlaşmaya, evlerini ve yaşamlarını tanımaya çalıştım.


Havana'ya geliş;

*Uçakla geldiyseniz, Jose Marti Havalimanından Havana merkeze ulaşmak taksi ile mümkün. 20-25 CUC(USD) arasında bir tutarı var. 30-40 dk arası sürüyor. Tekseniz çevrenizde merkeze gidecek olanları bulup, anlaşıp, taksi parasını bölüşebilirsiniz.

*Not: Ülkeyi terkederken devletin aldığı 25 CUC var. Bunu bavullarınızı verdikten sonra hemen yan tarafta göreceğiniz bankolardan alıyorsunuz ve karşılığında pul gibi bir şey veriyor. Esasında bizdeki harç pulu gibi bir olay. Çıkışta her turisten bu tutarı alıyorlar.


ESKİ HAVANA (HABANA VİEJA)





Bu bölgedeki yapılar sömürge döneminde kurulmuş, yıllara hala direniyor.Tarihi kaleler, kiliseler, katedraller ve saraylar  ile karşılaşacaksınız. Zamanında en görkemli şehirlerden biriymiş. Yapıların çoğu yıllardır restore edilmekte. Çoğu yapının butik otellere, restoranlara veya barlara çevrildiğini göreceksiniz. Bu bölgede gezilecek yerleri ise tarihi meydanlardan yola çıkarak anlatmak en güzeli. Birbirini kesen sokaklar sayesinde elinizde olacak harita ile kaybolmanız mümkün değil. Buralar turistik olduğu için oldukça bakımlı ve temiz. Aşağıdaki yazıyı yukarıda koyduğum haritaya göre okuyabilirsiniz. Havana'yı anlamanız daha kolay olacak. Sanmayın ki Havana bu kadar ufak, değil!



-Catedral de la Habana: İçeriye girebilirsiniz. Barok tarzda inşa edilmiş yapısı ile çok görkemli bir yapı.Çevresinde ise zamanında inşa edilen görkemli malikaneler var. Çoğu günümüzde restoran olarak kullanılıyor. 1 CUC karşılığında sadece 1 fotoğrafa izin veren sözde ''yerel'' Küba'lı kadınlar elinizde fotoğraf makinesi görünce sizin çevrenizde dolaşmaya başlayacaktır:) Katedralin hemen yanındaki restoranda bir şeyler içebilirsiniz. Burdaki Mojito oldukça güzeldi.




Katedrale yüzünüzü döndüğünüzde hemen yanındaki sol taraftaki sokağa girdiğinizde Havana'nın en meşhur bar&restoranlarından biri olan La bodeguita del medio'yu göreceksiniz. Neden ünlü? Çünkü Amerikalı yazar Hemingway bir süre Küba'da yaşadığı ve bir çok kitabını Küba'da yazdığı için ülkede oldukça meşhur ve önemli bir kişi. O yüzden Havana'da Hemingway'in zamanını geçirdiği bir çok restoran, bar var ve turistik açıdan büyük önem taşıyor. Doğal olarak bu fiyatlara da yansıyor. La bodeguita del medio da bu mekanlardan yalnızca birisi. Hemingway burada bol bol Mojito içermiş. Vallahi içerisi oldukça güzel, özellikle restoran kısmı. Turistik olduğu için çok kalabalık oluyor. Mojitosu bence bir şeye benzemiyor ve üstelik 5 CUC :) Restoranı ise oldukça övülüyor. Akşam yemeği için denenebilecek bir yer ama biz deneyimleyemedik. Rezervasyon yapmayı unutmayın. Duvarlarında ise Dünya'nın dört bir yanından gelen turistlerin anı olarak yazdıkları kelime ve cümleler ile dolu.



Bir de Katedrali arkanıza aldığınızda dümdüz, Plaza de armas meydanına doğru yürüdüğünüzde henüz katedralin olduğu meydandan ayrılmadan sağ tarafta çıkmaz bir sokak görecekseniz. Burada Kübalı genç sanatçı arkadaşların birbirinden güzel ve farklı çalışmalarını sergiledikleri bir kapalı alan var. Çoğu Havana Üniversitesi Güzel sanatlar öğrencisi. Sanata meraklıysanız gerçekten çok özel parçalar bulabileceğiniz bir yer. Dilerseniz resimleri satın alabilirsiniz. Bunları gümrükten çıkarırken size bir izin kağıdı gibi bir şey soruyorlar. Bunu zaten satan kişiler veriyor.


-Şehir Müzesi (Palacio de loscapitanes generales): Ben gitmedim ama Küba'daki İspanyol egemenliğini yansıtan hazineler sergilenmekteymiş.

Buradan sonra yürüdüğünüzde Plaza de Armas'a bağlanıyorsunuz. Ama aralardaki sokaklarda dolaşmak oldukça keyifli.



-Plaza De Armas: Küba'nın en geniş meydanı. 17. yy'da Küba'nın  idari merkezi olarak inşa edilmiş. Doğa tarihi müzesi bulunuyor burada. Ayrıca seyyar sahaflarla dolan taşan ve eski pul, paralar satılan bir meydan. Devrim zamanına da ait bir çok eski parça bulmanız mümkün.Hemen meydanın sol tarafında kentin ilk kalesi, Castillo de la Real Fuerza'yı göreceksiniz.




-Obispo Caddesi: Havana'nın kalbi burada diyorlar. Bir çok kafe, restoran, alışveriş dükkanı, kitabevleri, bar, oteller mevcut. Bizim istiklal kadar olmasa da canlı bir cadde sayılır. Gündüz kalabalık fakat gece 23.00 gibi buralarda hayat bitiyor. Canlı müzik bitiyor, barlar kapanmaya başlıyor. Tek tük insan kalıyor caddede. Bu caddenin başında ünlü Floridita barı var. Burası da Hemingway ile meşhur olan bir bar. Floridita bar, rom ile yapılan daiquiri  içkisi çeşitleri ile meşhur. Fiyat ise 6 CUC. (Havana genelinde içkiler 3 CUC) Ama çok iyi yapıyorlar. Obispo üzerinde güzel barlar var mesela La Dichosa'yı öneririm. Hem ortam çok sıcak ve çıkan müzik grubu da çok iyiydi. Hatta CD'lerini satın aldım çünkü diğer gruplardan oldukça farklıydı. Bir çok rock parçasını jazz melodileri ile süsleyip, çalıyorlardı. Hoş CD fos çıktı, başka gruba aitmiş :(






-Plaza de San Francisco: Obispo'dan sonra Mercaderes caddesi itibari ile bu meydana ulaşıyorsunuz. Mercaderes üzerinde de oldukça güzel kafeler, butikler ve tarihi yapılar var. Burada büyükçe bir kilise var.



-Plaza de Vieja: Mercaderes caddesini takip ettiğinizde de bu meydana çıkıyorsunuz. Burası eski Havana'nın en büyük meydanı. Ortada bir süs havuzu var. Okuduğum kaynakta, 17 yy.da yapılan fakat zamanla tahrip olan bu havuz,  orjinaline oldukça yakın olarak sonradan restore edilmiş. Benim Havana'da en beğendiğim meydan burası. Etraf bir sürü restoranla ve kafelerle çevrili. Çok bakımlı ve rengarenk tarihi yapılar bulunmakta. Bu meydanda size tavsiyem, iki ziyaret noktası olacak.

,



1. Camera Obscura: Hemen meydanın köşesindeki binanın en üst katına çıkıyorsunuz. 5 CUC giriş ücreti veriyorsunuz ve karanlık bir odaya giriyorsunuz. Belli bir grup toplanınca kapılar kapatılıyor ve şehrin görüntüsünü aşağıdaki ekranda görüyorsunuz kanlı ve canlı olarak. Anlatan Kübalı kadın da oldukça matrak bir kişiydi. Eğlenceli bir 10 dk geçirdik. Camera Obscura, kamera ve fotoğrafın icadında büyük rol oynayan bir buluş bu arada. Sonrasında terastan Havana manzarasını ve oldukça çarpık olan kenti inceleme fırsatı bulacaksınız.





2.Cafe El Escorial: Meydanın hemen sol tarafında bulunan bu mükemmel kafede geçirebildiğiniz kadar zaman geçirin. Kahvesi oldukça meşhur. Bizim kurukahveci mehmet efendi gibi önünde epey sıra oluyor her zaman. Ama içeride veya dışarıda yer bulabilirseniz hemen oturun ve kendinize bir kahve söyleyin. Onun dışında dondurması, cappuccinosu da oldukça leziz. Kahvesi hala aklımda. Hatta burada bir gün boyunca oturup, hiç bir şey yapmadan, arada gelen geçene bakarak ve kahve içerek zaman geçirin:)



Sonrasında biraz ters kalıyor ama Devrim müzesini gezebilirsiniz. Yukarıdaki haritaya bağlı kalarak anlattığım yerlerin mesafeleri hakkında az çok bilginiz ve fikriniz oluşur sanırım. Ya da dümdüz obispodan çıkarsınız sonra karşıya geçersiniz ve Yeni Havana bölgesine ait olan Captitolio sizi karşılar. Capitolio'nun olduğu caddeyi de gezebilirsiniz. Ya da gezinize Devrim müzesinden başlarsınız. Karar sizin.

-Devrim Müzesi (Museo de la Revolucion): Giriş 5 CUC ve içeriye sırt çantası ile girmek yasak. Girişte bir emanet bölümü bulunuyor ücretsiz olarak. Eskiden Batista zamanında başkanlık sarayı imiş burası. Şimdi ise Gerilla döneminden itibaren Devrim'in hikayesi, devrim zamanında kullanılan aletler, silahlar, devrimin kahramanlarına ait kişisel eşyalar sergileniyor. Bir de açık hava müze kısmı var. Orada da yine devrim zamanında kullanılan silahlar, roketler, araçlar vs. sergileniyor. Sanırım yaklaşık 1 saatte müzeyi gezmeniz mümkün.




Morro Kalesi (Parque Historico-Militar Morro Cabana): Son olarak Malecon'a (yani sahil bölgesi) gittiğinizde denizin tam karşısında ada gibi duran kaleyi göreceksiniz. Burası da eski Havana bölgesi içerisinde kabul ediliyor. Buraya ulaşım yer altında yapılan tünel ile mevcut. Yani taksi ile gidiyorsunuz. Taksiye binmeden önce pazarlık yapın. Normalde 5 CUC'a götürüyor taksiler. Yaklaşık 10 dk sürüyor. Biz çok yakın olduğu için taksiye pazarlık yapmadan bindik. Bir de 4 kişiyiz nasılsa bölüşeceğiz dedik. Adam bizden 20 CUC istedi. Yani toplamda 5 CUC olan yol için adam başı 5 CUC istedi. Pazarlıkla falan 15 CUC verdik. Dönüşte ise Malecon'a toplam 5 CUC'a gittik :( Buraya coco taksiler gitmiyor. O yüzden normal taksiler ile gideceksiniz. Kalenin içine girmedik. Çok güzel bir yerinden Gün batımını ve Havana'yı izledik.

Malecon'dan Kale manzarası


Kaleden Havana manzarası




YENİ HAVANA

Aslında eski şehir ile karışmış bir bölümü. Tabi sonradan yapılan bölümü de var. Neden yeni Havana? 18. yy döneminde yapılan yapılarla birlikte devrimden sonra inşa edilen veya tekrar düzenlenen bölgeler olduğu için yeni Havana olarak adlandırılıyor. Sırası ile;

Capitolio: Nereye giderseniz gidin, kubbesini göreceğiniz bir Washington  DC'deki Capitol binasının tıpkısı. Eskiden kongre binası olarak kullanılmıştır. Biz gittiğimizde restorasyondaydı, içini gezemedik. Dışından da açıkçası çekmedim. Bölgeye bir de gece gidip, biraz uzun pozlama yapmıştık.


Puro Fabrikası ( Fabrica de tabacos partagas): Hemen Capitolio arkasında. 1845 yılında kurulan tarihi fabrika, gittiğimizde restorasyondaydı, gezemedik. Mağazasına gittik fiyatlar el yakıyordu. Şöyle avlusunu gördük ve bir kaç fotoğraf çekerek döndük.


Çin Mahallesi: Fabrikanın arka tarafında koskocaman bir Çin mahallesi var. Sebebini bir önceki yazımda anlatmıştım. Zaten Çin mahallesi sonrasında yavaş yavaş Havana'dan çıkmış ve bambaşka bir Havana'ya doğru yol almış oluyorusunuz.


Parque Central: Hemen Capitolio karşısında bulunan ve şehrin içerisinde soluklanabileceğiniz güzel ve büyük bir parktır. Burası şehir merkezi olarak kabul edildiği için gezinize buradan da başlayabilirsiniz. Zaten bir çok otel, ulaşım aracı durakları, şehir turları satan firmalar, hop on hop off otobüsleri bu bölgede bulunuyor. Ayrıca ulusal kahraman Jose Marti'nin de heykeli bulunmakta.


Hotel Nacional: Burası da 1930'larda inşa edilmiş ve Küba'daki en meşhur otel. Bir çok ünlü isim burada kalmış ve kalmaktadır.


Paseo de Marti, yani Prado Caddesi: Burası Parque Central'den aşağıya doğru inen ve bol ağaçlıklı olan bir bulvar. Burada sağlı sollu gündüzleri turistik eşyalar, resimler, sanat eserleri satan sokak tezgahları var. Gündüz ve gece yerlisi ile oldukça kalabalık bir cadde burası. Çocuklar top koşturuyor, çeşitli oyunlar oyunuyor. Sağda ve solda restoranlar, oteller veya barlar olduğu için buralara turist çekmeye çalışan, komisyon usulü çalışan ve size dil dökecek  bir çok Kübalı göreceksiniz.Gece burada gençler çok takılıyor, müzik dinliyor, dans ediyor, gelen geçen turistlere laf atıyorlar:) Bu caddenin sonunda Sahil bölgesine yani Malecon'a ulaşıyorsunuz. Biz bu bölgede kalmıştık.





Malecon: Bir zamanların mafya otelleri bu bölgedeymiş. Sahil şeridinin tam karşısında hala ayakta olduklarını göreceksiniz. Malecon bölgesindeki binalar oldukça yıpranmış ve harap halde.
Önerim bir gündoğumunda ve özellikle günbatımında Malecon'da olmanız. Manzara çok güzel. Azgın dalgalara maruz kaldığınız zamanlar da oluyor. Benim Malecon'da bulunduğum saatlerde hiç öyle dev dalgalarla karşılaşmadım ama hava biraz bozunca dalgalar yerleşim bölgesine kadar geliyormuş. Zaten Muson döneminde evler oldukça zarar görüyormuş. Eskiden şiddetli Muson dönemlerinde Malecon bölgesi oldukça kötü şekilde etkilendiği için sahile uzunca bir beton set çekilmiş. Malecon sahil şeridi güzel düzenlenmiş. Bahçeler, ufak parklar var. Her daim spor yapan insanlar mevcut. Balıkçılar ise vazgeçilmez unsur. Geceleri insanların buluşma ve kaynaşma noktası. Ayrıca Maleconda oldukça fazla gizli partiler oluyormuş.
Dip not:Atatürk heykeli de hemen burada. Sahilin karşısındaki parkta.









Biraz dışarıya doğru çıkalım;

Devrim Meydanı ( Plaza de la Revolucion): Buraya yürüyerek gelebileceğiniz gibi (biraz uzun sürer) taksi kiralayarak veya klasik araba turu satın aldıysanız onların da uğrak yerlerinden birisi olduğu için o şekilde de gelebilirsiniz. Che siluetinin bulunduğu İçişleri Bakanlığı binası ile meşhur. Bir çok toplanma, gösteri, kutlama bu meydanda oluyor. 1950'li yılların başında Küba'nın idari ve siyasi merkezi olarak kullanılmış burası. Zaten yapısı itibari ile o yıllarda yaşıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Kapıda askerler bulunuyor. Meydan bomboş ve istediğiniz gibi fotoğraf çekebiliyorsunuz.



Cementerio Colon Mezarlığı: Oldukça büyük ve açık hava müzesi gibi bir sürü sanat eserine, heykele ev sahipliği yapan mezarlık. Giriş 6 CUC imiş. Biz gitmedik ama fotoğraflardan ne demek istendiğini gördüm:)

Miramar: Batı havana'da bulunuyor bu bölge. Açıkçası Küba'da böyle bir yer görmeyi hiç beklemiyordum. Klasik araba turu satın aldığınızda 1 saatlik gezi boyunca sizi bir kaç yere götürüyor. Miramar onlardan biri. Eski Havana ile arasında dağlar kadar fark var. Burası bildiğiniz elit, bahçeli yeni ve eski evlerin, malikanelerin olduğu bir bölge. Daha çok müstakil ev ve yaşam koşullarının daha iyi olduğu ailelerin oturduğu yer. Bir sürü ağaçlıklı bulvarları, asırlık ağaçları, lüks otellerle dikkat çeken bir yer. Biraz daha batıya ilerlediğinizde ülkelerin konsolosluklarının da bu bölgede olduğunu  göreceksiniz. Bir de Marina mevcut bu bölgede. Hemingway Marina :)


Genel olarak Havana'da gezilecek, görülecek yerler bunlar. Ben olsam 1 günümü tüm eski meydanlara verirdim. Zaten birbirini tek cadde ile bağladıkları için gezmesi oldukça kolay ve keyifli. Aralarda da yukarıda bahsettiğim yerlerde oturur soluklanırdım. Diğer günümü ise Capitolio'nun arka tarafları, Malecon tarafları ve Malecon'un karşısında bulunan Morro Kalesine ayırırdım. Diğer kalan günlerimde ise Malecon'un doğusuna doğru yürürdüm. Bu arada doğuya doğru gittiğinizde de Sinagog ve yanında Rus Kilisesi göreceksiniz. Rus Kilisesi son yıllarda yapılmış. Ama sinagog görmek çok ilginçti.Meğersem devrim öncesi oldukça geniş bir yahudi cemaati yaşıyormuş Havana'da. Buradan yine dümdüz ilerlediğinizde tarihi Tren istasyonunu, Havana limanını görecekseniz. Ve yine istasyonun yanında bir hangar var. Buradan tüm hediyelik eşyalarınız almanızı tavsiye ederim. Hem çeşit çok hem de oldukça uygun.



Ayrıca Çin Mahallesi taraflarını da detaylı gezerdim. Girilmedik sokak bırakmazdım. Hoş bizim girmediğim epey sokak oldu. 4 güne anca bu kadar gezebildim.


Not: Eğer Pazar günü Havana'da bulunuyorsanız, Malecon'un arka taraflarında, bulunduğunuz yere göre değişebilir ister yürüyerek, ister coco taksi ile Afro Küban müzesine gidip saat 10.00'da başlayan ücretsiz gösterilerine katılabilirsiniz. Oldukça renkli ve modern bir kabile dansı izliyorsunuz. Burası çok kalabalık oluyor o yüzden çantalara dikkat. Bir de arkadaş olmaya çalışan Kübalı gençlerle dolu.



Restoran önerisi: 

Castropol, Malecon: Tripadvisor sertifikalı ve turistler tarafından tercih edilen bir yer. Biz de hemen hemen her akşam yemeğimizi burada yedik. Çünkü Dünya mutfağı sayılabilecek bir menüsü var ve fiyatlar uygun sayılır. Pizza 4-5-6 CUC civarı, ahtapot 5 CUC civarı, içecekler fiks 2-3 CUC. Akşam yemeğinde ortalama 20-25 TL verip kalkarsınız yani.

La Bodeguita del Medio, Empedrado: Bahsetmiştim yukarıda. Küba yemekleri tavsiye edilen bir mekan. Ayrıca akşamları oldukça hareketli. Canlı müzik ve içki için uğranabilir.

La Mimosa, Plaza de Armas: İtalyan pizzacı. Deniz mahsüllü pizzası fena değildi. İtalyanlara epey dua ettim Küba'da.



Son olarak havana'da yapmadan dönülmeyecek şeyler:

*Malecon'da yürüyüş, boş boş oturmak, etrafa bakmak, gün batımını izlemek.
*Plaza Vieja, Cafe el escorial'da kahve içmek. Hatta dondurma yemek.
*Capitolio'nun önünde bulunan klasik arabalarla şehir turu yapmak. Saati 25-30 CUC arası. Pazarlık yapmadan binmeyin. Ne kadar çok kişiyseniz o kadar ucuza geliyor. 1 saat sürüyor. Durakları Devrim meydanı ve Miramar bölgesi. Ama isterseniz siz de istediğiniz yerde durdurabilirsiniz.
*Coco taksiye binmek
*Sokak sanatına doymak.
*Evlerin içine bakarak yürümek, halkla selamlaşmak.
*Çocuklarla selamlaşmak.
*Pazarlık yapmadan dönmemek.
*Bol bol mojito, pina cloada, doğal meyve suyu içmek, meyve yemek.
*Fotoğraf çekmek :)


Bir sonraki yazım Trinidad için olsun o zaman.

2 yorum: