13 Kasım 2014 Perşembe

Tetova


Üsküp'te ikinci günümüz. Sabah erkenden yollara dökülüyoruz amacımız esasında Bitola'ya gitmek ama öğreniyoruz ki öğlene kadar olan tüm otobüsler dolu. Ne oldu böyle Allah Allah derken farkettim ki otogar öğrencilerle dolu ve günlerden Cuma. Millet hafta sonu evine, ailesinin yanına dönüyordu.

Plan değişikliği yaparak o gün Tetova'yı aradan çıkarıp yine Üsküp'te takılalım bari dedik. O yüzden Bitola'yı bir sonraki güne erteleyerek Tetova'ya nasıl gidilebileceğini bulmaya çalıştık.

Üsküp Otogar'da esasında bir kaç hat Tetova otogarından geçiyor. Bunu Tetova'ya ulaştıktan sonra farkettik tabi geri dönüş yolunda :) Ama ben daha önce okuduklarımdan Üsküp çarşının oralarda araçların gittiğini biliyorum. O yüzden çarşıya doğru giderek birilerine soralım dedik. Türk Çarşısına gidip anlaşabileceğimiz birilerini bulmaya çalıştık. Tarifler, tarifler... Ama bir türlü araçların nereden kalktığını bulamıyoruz. Sonra tam Türk çarşısının başlangıcında bir fırın bulduk. Yarı İngilizce, yarı Türkçe, ağırlıklı el kol hareketleri ile derdimizi anlatmaya çalıştık ve bizi yönlendirdiği tarafa doğru geçtik.


Tetova'ya kendi çabalarınız ile  gitmek istiyorsanız iki seçenek var. Biri Üsküp Otogarından Tetova'ya da uğrayan hatlardan birini kullanmak. Diğeri ise bizim yöntem olan Türk çarşısı başlangıcında sol tarafta göreceğiniz köprüden aşağıya doğru giderek, tam köprü bitiminde bekleyen özel araçlarla gitmek. Her iki seçenekte de 120 MD ödüyorsunuz ama camiye ulasmak icin taksi kullanmak gerekiyor. Özellikle tetova otogar ve merkez arasında epey mesafe var. Bu mesafe icin taksiye giderken 60 MD, donerken ise 80 MD verdik.

Gidişimiz çok ilginç oldu. Çok az Türkçe konuşan eleman bize tarif etti. Köprü bitiminde araçlar var dedi yürüdük. Baktık otobüs gibi bir şey yok. Tabi biz toplu ulaşım aracı bekliyoruz. İki tane biri epey eski biri ise doblo marka tarzında araba park halinde bekliyor. Biz yönelince bir hareketlenme oldu. Arkadaşımla tırsmadık değil. Çünkü toplu taşıma olduğunu gösteren hiç bir şey yok araçlarda. Bildiğin kaçak yolcu taşıyan arabalar gibiydi :) Arkadaşım bir yandan binmeyelim falan derken gördük ki bir araçta 2 kişi oturmuş bekliyor. ''Tetova?'', ''Yes, Tetova!'' şeklinde kafalarla anlaştıktan sonra bindik vallahi. Meğersem bu şekilde çalışan, 4 kişiyi tamamlayınca kalkan bir sistemmiş. Oldukça ilginçti :)

Köylerden geçerek adamın bizi Boyalı Cami'de bırakmasını istedik. Biraz daha fazla ücret vererek cami önünde indik çünkü araç oraya kadar gitmiyor.Bıraktığı yer ile cami arasında 1 km kadar bir mesafe var. Istebu mesafe icin 60 MD daha verdik. Yol Üsküp'ten 50 dk kadar sürüyor.


Alaca Cami (Boyalı Cami) 1438 yılında Osmanlı zamanında inşa edilmiş bir eser. 2010 yılındaki restorasyon işlemleri ile bugünkü boyalı, görkemli haline getirilmiş. Cami de seramik yerine bol çiçek motifli resimler hakim. İmam ışıkları açtığında açıkçası caminin süsünden gözlerim kamaştı :) Hem iç hem de dış tarafında çok güzel boyamalar mevcut. İki katlı, ev görünümde olan caminin çok da güzel geniş bir bahçesi mevcut.



Gitmeden önce fotoğraflarını görmüştük. Gerçekten fotoğraflardaki kadar vardı. Cami imamı İngilizce veya Türkçe bilmediği için konuşamadık. Bir kaç soru soracaktım ama neyse sonra google yolu ile araştırma yaparım dedim. İçinden ve dışından cami fotoğrafları çekerek gezimizi tamamladık.


Tetova'da bir de ünlü Harabati Baba Tekkesi var. Ama biz açıkçası yağmur yağdığı için gitmeyelim dedik ve Üsküp'e geri dönmek için taksi çağırdık. Taksi şoförü amca da Rumeli Türklerinden çıktı :) Bizi Otogara bıraktı sağolsun. Tetova Otogarından Üsküp biletimizi alarak bu sefer otobüslerle döndük. 1 saat Tetova'yi gezmek icin yeterli bir süre.

Bu arada Tetova'nın diğer adı Kalkandelen. Arnavutların ve Rumeli Türklerinin yoğun olarak yaşadığı şehirlerden birisi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder