9 Ekim 2014 Perşembe

Dünyayı keşfetmemiz için yapılan en güzel seyahat filmleri

Kendimi bildim bileli sinema hayatımın olmazsa olmaz hobilerinden biri olmuştur. Evden günlerce dışarı çıkmadan art arda film, dizi, belgesel izlediğimi bilirim. Son yıllarda gerçekten yapacak bir şeyim yoksa ayın bir kaç gününü bu şekilde geçiriyorum. Farklı kategorilerde olan filmleri art arda izlemek güzel oluyor. Beni çok etkileyen, bir nevi seyahati de hayatımda ana elementlerden biri yapan Sinema sayesinde görmeye, keşfetmeye aç bir insanım. Madem böyle bir birikim var biraz paylaşım da bulunayım dedim ve insanı keşfetmeye teşvik eden, Dünyada neler olduğunu ve insanın sınırlarını zorlayabileceğini gösteren naçizane film önerilerimi sizlere sunmak istedim.

Şimdiden keyifli izlemeler, pişman olmayacağınızı garanti ediyorum!

1-Into The Wild

IMDB Linki

Hayatımın filmi ile başlayayım. Sanırım bu filmi bilmeyen yoktur. Özellikle kafayı gezmek, tozmak, keşfetmek ile bozmuş arkadaşların favori filmidir Into The Wild.  Bir anda her şeyi bırakmanın, az şey ile yetinerek yaşamanın, kendini bulmanın, kapitalist düzene meydan okumanın, insanın kendi sınırlarını zorlamasının güzel bir örneğidir bu film her ne kadar sonu kötü bitse de. Gerçek bir hikayeden uyarlamadır. Müzikleri ise efsanedir. Pearl Jam'in her şeyi olan Eddie Vedder tarafından yapılmıştır. Her seyahat öncesi bu filmi izler, gaza gelirim.


2- The Way


İşte başka bir güzel bir ''yol'' filmi. Seyahatperest olan oğlunun yürüyerek başladığı St. James Way rotası yolculuğu talihsiz bir son ile bitmesine razı olmayan ve onun hayallerini gerçekleştirmek için her şeyini bırakıp, oğlunun kaldığı yerden devam eden bir adamın öyküsü. Gerçekten çıktığı yolculukta kendisini tanıyan, zorluklarla yüzleşen, konfor eşiğini hayli aşan bir adamın öyküsünü izleyeceksiniz. Hem oğlunun hayalini gerçekleştiriyor hem de kendisini yolda keşfediyor. Filmin sonunda ise seyahat kolik olduğunu ve Dünyayı dolaşmaya devam ettiğini görüyoruz.


3-Before Sunrise


Richard Linklater'ın muhteşem üçlemesinin ilki olan bu film farklı yerlere giden Jesse ve Celine'in Budapeşte-Viyana treninde karşılaşarak, sonraki 14 saatini beraber geçirmelerini konu alan çok güzel bir aşk öyküsünü anlatıyor. Jesse'nin Amerika'ya gitmeden önce Viyana'da uçak saatine kadar vakit geçirmesi gerekmektedir ve Celine'i de ikna ederek kendisine eşilik etmesini sağlar. Filmde sabaha kadar Viyana sokaklarında gezen, eğlenen, romantik dakikalar yaşayan ve sabaha kadar kendi yaşamlarını birbirine anlatan iki gencin güzel anılarına tanık olacaksınız. Sonrası için ise diğer iki filmi izlemeniz gerekiyor :) Not: Bu filmler gerçek zamanlı olarak çekilmiştir ve ''Hayatın İnsanları nerelere sürükleyeceği bilinemez'' konseptini bence başarı ile işlemiştir.


Before Sunrise 1995 (Viyana)
Before Sunset 2004 (Fransa)
Before Midnight 2013 (Yunanistan)

4-The Motorcycle Diaries


Bir başka güzel ''yol'' filmi fakat bu sefer motosiklet ile. Che Guevara'nın 1950'lerde henüz devrimci değilken arkadaşı ile yaptığı Güney Amerika yolculuğunu konu alıyor film. Senaryo Guevara'nın günlükleri üzerinden kurgulanarak yazılmış. Hikaye Arjantin'den başlayarak tüm Latin Amerika'yı konu alıyor esasında. Bir nevi yaşadıkları coğrafyayı keşfediyor bu iki güzel adam. Güney Amerika merakım bu filmden ötürüdür :)


5-Seven Years In Tibet


Bu filmi de bilmeyen yoktur sanırım. Brad Pitt'in başrolde oynadığı bu güzide film gerçek bir hikayeden yola çıkarak kurgulanmış. Avusturyalı dağcı Heinrich  Harrer ve arkadaşının Himalayalar'ın en yüksek tepesine doğru başladıkları yolculuk beklemedikleri şekilde gelişir ve İngiliz askerleri tarafından esir kampına götürülürler. Kamptan kaçmayı başaran ikili, Tibet'e kaçar ve Lhasa'ya varırlar. Bundan sonraki 7 yılları Tibet'te geçer. Kendi içlerinde yaşadıkları değişimi, macerayı ve farklı bir kültürü görmek adına bu film kesinlikle izlenmesi gereken bir yapıt.


6-Tracks


2013 yılı yapımı henüz yeni yeni izleyici ile buluşan bir keşif filmi ''Tracks''. Bu film de gerçek bir yaşamdan uyarlanmış. Avustralya'lı yazar kadın Robyn Davidson'ın 1977 yılında köpeği ve yolculuk için aldığı dört deve ile Avustralya çöllerinden başlayıp Hint Okyanusuna kadar gerçekleştirdiği yolculuğu konu alan filmde yazara National Geographic fotoğrafçısı Rick Smolan da eşlik ediyor. Genç bir kadının gözünden bireyin kendisini keşfetme, sınırlarını zorlamasını konu alan bu filmi beğeneceğinizi düşünüyorum.


7- The Fall


Aslında bu bir ''kendini keşfetme, sınırları zorlama'' filmi değil. Ama Dünyada ne kadar muhteşem yerler olduğunu kanıtlayan bir film. Özellikle filmin çekildiği yerler efsane güzellikte. Merak edip film hakkında yıllar önce araştırma yaptığımda şu güzide blogu bulmuştum. (Blog ) Yönetmen ekibi ile birlikte 18 ülke ve 26 farklı mekanda çekim yaparak bu filmi gerçekleştirmiş. Mekanlar ise tam anlamı ile görsel bir şölen şeklinde izleyiciye sunulmuş. Nereler yok ki... Güney Afrika, İtalya, Türkiye, Hindistan, Arjantina, Fiji, Çek Cumhuriyeti, Mısır, Çin, Bolivya... Daha da sayamıyorum. 


8- In Bruges


Yine filmin geçtiği mekan nedeni ile izlenmesi gereken filmlerden biri. Bruges, Belçika'da Orta çağ döneminden kalan ve hala mimarisi ile ayakta olan bir şehir. Her giden arkadaşım mükemmel bir yer olduğunu ve zamanın orada durduğunu söylüyorlar. Ben de bu filmi izlerken şehre aşık olmuştum. Tez zamanda gidilesi bir şehir. Bu filmin hikayesi ise oldukça akıcı.


9-The Beach


Leonardo dicaprio'nun parladığı filmlerden biri The Beach. Bu da vakti zamanında televizyonda oldukça gösterilmişti. Tayland'ın muhteşem sahillerinde geçen filmi psikolojik gerilim- macera türünde değerlendirebiliriz. Amerikalı genç bir maceraperesti canlandırıyor Leonardo bu filmde.


10-Under The Tuscan Sun


Romantik filmleri severler için gelsin bu film de :) Amerikalı bir yazar kadın eşinden boşanır ve taze bir başlangıç için İtalya'nın Toskana bölgesinde harabe bir villa satın alır.  Yeni bir hayat, yeni maceralar, yeni bir çevre ve yeni bir aşk onu beklemektedir. Esasında çok bilindik konusu olmasına rağmen, Toskana'nın eşsiz güzelliği sayesinde çok keyifli, sıcak bir film sizleri bekliyor.



11- Finding Mr. Destiny


Bu sefer bir Uzakdoğu filmi önerisi yapacağım. Film iki genç üzerine kurulu. Yıllar önce yaptığı Hindistan seyahatinde tanıştığı Güney Koreli genç ile yakınlaşan ve Hindistan'da güzel günler geçiren Seo Ji Woo, yıllar geçse bile o genci ve yaşadıkları güzel anları unutamaz. Bu arada Güney Kore'de faaliyet gösteren ve İnsanların ilk aşklarını araştırıp, bulan bir firma vardır ve kızımız babasının baskısı ile bu firmaya başvurur. Hindistan'daki aşkını bu sefer tüm Güney Kore'de aramaya başlar. Filmi geçmişe dönüş sahneleri ile izliyoruz bu arada Çok sıcak, sevimli ve renkli Hindistan görüntüleri için hazır olun.



12-The Way Back


Yaşanmış olayları ele alan bir film daha. 1940 yılında Stalin döneminde Sovyet Rusya'da bulunan Sibirya çalışma kampından özgürlüklerine kavuşmak için kaçan  ve yürüyerek Gobi Çölünü aşıp, Hindistan'a kadar ulaşan insanların yaşadıkları macerayı ve dramı konu alıyor film. Bu hikaye ise dönemin Polonyalı bir yazarı tarafından kitap olarak 1956'da yazılıyor ve yıllar sonra BBC tarafından belgesel olarak ele alınıyor. Yönetmen Peter Weir'in de bu belgeselden etkilenerek The Way Back'i çektiğini okumuştum. 




13-Leap Year


Muhteşem İrlanda coğrafyasında geçen güzel ve eğlenceli bir aşk filmi. Nasıl ki 14 Şubat bazı kadınlar için büyük anlam taşıyorsa, dört yılda bir gelen 29 Şubat tarihi ise İrlandalı Kadınlar için büyük önem ve anlam taşıyor. Özellikle nişanlanmak/evlenmek isteyen kadınlar bu tarihi dört gözle beklemektedirler. Çünkü kadınlar teklif ediyordur erkeklere :)Bu İrlanda geleneğini işleyen filmde sevdiği adama evlilik teklifini sunmak ve bu fırsatı bir daha dört sene sonra yakalayabileceğini bilen şirin bir kadının Dublin'de yaşadığı macera dolu öyküsüne tanık olacaksınız.



14- Night Train To Lisbon


Biraz da Avrupa şehirlerini övelim:) Geçtiğimiz günlerde vizyonda olan ve bir kitap uyarlaması olan A Night Train To Lisbon, adından da anlaşılacağı üzere Portekiz'in  Lizbon şehrinde geçiyor. İsviçre'de bir öğretmen olan 57 yaşındaki Raimund'un sıkıcı ve monoton hayatı, bir kadının Bern'de intihar etmek istemesi ile değişiyor. Kadına yardım eden Raimund, kadının ardında bıraktığı bir kitap ve bir tren bileti ile kalakalıyor. Tekrar kadını bulmak için istasyona gidiyor ve düşünmeden kendisini Lizbon'a giden treni içinde buluyor. Elindeki kitapla birlikte yeni bir maceraya atılan Raimund, kitabı okumaya ve ilginç anıları olan yazar hakkında Lizbon'da araştırma yapmaya başlar. Çok sürükleyici bir film ve Lizbon'a aşık olmamak elde değil. Gideceğim bir gün!


15- To Rome With Love


Hep derler Roma, ''Aşk şehridir!''diye. Bunu kanıtlayan güzel bir film. Woody Allen'ın yönetmenliğinde yine sıcak ve samimi ve dahası aşk dolu bir film. Tabi ki Roma'da! 


16- Midnight in Paris


Yine bir Woody Allen çalışması. Bu sefer Paris'te geçiyor. Romantik-komedi dalında olan filmde evliliğe hazırlanan genç çift, ailelerinin iş gezisini fırsat bilerek onlarla birlikte Paris'e gelirler. Genç adam bir gece kendisini 1920'li yılların Paris'inde bulur ve olaylar gelişir. Filmin görüntü yönetmeni mükemmel bir iş çıkarmış. Paris'i merak edenler mutlaka izlesin.


17- 127 Hours


Çok sevdiğim yönetmen Danny Boyle'un 2010 yapımı macera-gerilim filmi. Utah'ta tek başına Kanyon gezisine çıkan bir dağcının gerçek yaşam öyküsünü konu alan filmde söz konusu dağcı derin bir Kanyon arasında sıkışır ve 127 saat boyunca mahsur kalır. Hayatta kalma mücadelesi veren dağcının kurtuluşu ise talihsiz bir yöntemle olur. Gerilime hazır olun!


18-Heima


Heima esasında bir müzik belgeseli. İzlanda'lı Post rock grubu Sigur Ros'un 2006 yılında İzlanda'da çıktığı turneyi ele alıyor fakat muhteşem İzlanda görüntüleri eşliğinde. Özellikle açık havada verdikleri konser mekanları efsane güzellikte. İzlanda'yı çok merak eden biri olarak bu belgeselden sonra kesin gitmeliyim demiştim. Özellikle Kışın görülmesi gereken bir coğrafya diye düşünüyorum.




19-The Cave Of The Yellow Dog


Muhteşem Moğolistan görüntüleri için hazır olun! Bu filmde kimse tanmış bir aktör, bir oyuncu değil! Yönetmen belli yerlere kamera kurarak bozkırlarda yaşayan ailelerin günlük yaşantısını ele almış ve ortaya gerçekten belgesel niteliğinde mükemmel bir çalışma çıkmış. Moğol halkının alışkanlıkları, günlük yaşamları, gelenekleri, kırmızı yanaklı çocukları, şamanizm vs. hepsi bu filmde mevcut.  Moğolistan planları yıllardır yapıyorum ama umuyorum yakın zamanda şeytanın bacağını kıracağım hazır vizeler de kalkmışken.


20- Sonbahar


Ve son filmimiz bir yerli bir yapım. 2008 yılında sinemada izleyip coğrafyasına hayran kaldığım Karadeniz'de geçiyor film. İşte o tarihten sonra Rize'ye Artvin'e gitmek istemiştim hep ve nihayetinde gözlerimle o müthiş manzarayı gördüm. Çekimleri Rize Şenyuva Köyünde, Elevit Yaylasında ve Hopa'da gerçekleşen filmde Yusuf politik tutuklu olarak 10 yıldır cezaevindedir ve sonunda özgürlüğüne kavuşarak memleketine, annesinin yanına gider. Çocukluk ve gençlik anıları arasında son iki ayını memleketinde geçiren Yusuf'un öyküsünü izliyoruz. Yusuf muhteşem manzaralı derme çatma sedire yattığında, dakikalarca ekrana kilitlenebilirsiniz. Filmde dikkati çeken unsurlardan biri de film müzikleri. Özellikle Ayşenur Kolivar'ın Daim Yusuf Orti adındaki ağıtı seslendirmesi muhteşem.


2. bölümü de bir ara yapacağım. O kadar çok film var ki!

8 yorum:

  1. Ellerinize sağlık, arşivledim. Aralarından izlemediklerimi en kısa zamanda izleyeceğim. Tekrardan teşekkürler bu güzel yazı için.

    YanıtlaSil
  2. Beğenmenize sevindim, çok teşekkürler ;)

    YanıtlaSil
  3. Seyhan paylaşımın için teşekkürler. İzlemediğim filmler var ve bu hafta sonu hepsini izleyeceğim :)

    YanıtlaSil
  4. hadi bakalım adsız arkadaşım :)

    YanıtlaSil
  5. Teşekkürler, bir tavsiye de benden,The Loneliest Planet - Yalnız Gezegen (2011)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, o filmi izledim. Guzel bir cografyada cekilmesine ragmen konunun islenisi cok vasatti. O yuzden listeye almadim

      Sil
  6. Paylasım ıcın tesekkür ederim .Eger ızlemedıysenız ı m juli filmini izlemenizi tavsiye ederim.

    YanıtlaSil