30 Eylül 2014 Salı

Şavşat Günleri

Artvin'de sanırım beşinci günümüz. İstikamet Borçka günlerinden sonra Şavşat. Uzun bir yolumuz var. Yine güzel manzaralar eşliğinde Borçka'dan çıkıyoruz ve Artvin merkeze uğruyoruz. 3 gündür dağda olmanın, doğa içerisinde bulunmanın keyfi bambaşkaymış diyorum şehre inince. Hem kalabalık, hem sevimsiz hem de anlamsız derecede sıcak Artvin merkez...


Bulunduğumuz aracın kliması da arıza yapınca havadaki nem nedeni ile bir an önce Şavşat'a ışınlanmak istiyorum...


Öğleden sonra Şavşat'ta oluyoruz. İlk durağımız Şavşat Seyir Tepesi. Şavşat girişinde görmemek mümkün değil. Muazzam bir manzara, yeşilin bir sürü tonu sizleri bekliyor. Etrafta mangal yapan aileler mevcut. Şöyle bir dinlenip, manzaranın tadını çıkardıktan sonra kalacağımız otelin yolunu tutuyoruz.


İki gün boyunca kaldığımız tesis mükemmeldi. Kocabey köyünde bulunan aileler için düşünülüp, inşa edilmiş Laşet bungolav evlerde kaldık. İki gün boyunca enfes manzaraya karşı, evlerin terasında oturup hiç bir şey düşünmeden o manzarada kaybolmak... Hatta aşağıdaki fotoğrafı sosyal mecralarda paylaştığım gün, Perşembe günü yani Bayramdan sonraki ilk çalışma günüydü. O gün çalışan arkadaşları üzdüysem affedin ;)


Olur da Şavşat'a yolunuz düşerse Laşet'in otel bölümünde değil de Bungalov olan bölümünde kalmanızı öneririm. Ama çok önceden iletişime geçip, yerlerinizi ayırtın yoksa sezonda boş bulmanız pek mümkün değil. Aile olarak kalabileceğiniz gibi, arkadaşlarınız ile de kalabilirsiniz. Bungalovlar içinde iki oda ve bir de oturma salonu var. Oturma salonunda çekyat olduğu için bir bungalovda yaklaşık 5-6 kişi kalabiliyor. Kişi başı oda fiyatı 80/90 TL civarında değişiyor. Ne kadar erken rezervasyon yaparsanız, o kadar iyi.



Şavşat'ta neler yaptık. İlk gittiğimiz gün Şavşat yakınında Sahara Milli Parkı var. Şavşat'taki Karagöl de bu milli park sınırları içerisinde fakat oraya biraz mesafe var. Biz kaldığımız yere yakın olan kısmına, tepeye araba ile çıktık. Biz çıkarken hava öyle bir bozdu ki size anlatamam. Karadeniz'deki bu ani hava değişimlerine alışığımdır ama birden bire dolu yağdığını görünce tırsmadım değil. Buradan manzara eminim çok güzeldir ama havanın sisli ve de yağmurlu olması sebebi ile pek bir şey çekemedik. Aşağıdaki bir kaç kare çıktı.



Aşağıya inerken hava düzelir gibi oldu.



Sonra kaldığımız köye geri döndük. Ben o kadar çok yorulmuştum ki o gün başka bir şey yapmak istemedim, evin terasında öylece oturup yağan yağmuru izledim.


Ertesi gün erkenden kalkıp, kahvaltımızı yaptık ve ilk durağımız köydeki eski bir cami idi. Camiden sonra istikamet Şavşat'taki Karagöl. Yaklaşık bir saatlik yolculuk sonrası göldeyiz. Borçkadakine kıyasla daha ufak buradaki göl ve çevresini rahatlıkla yarım saatlik bir yürüyüş ile gezebiliyorsunuz.


Gittiğimde kamp yapan motorlu abiler vardı. Günlük gezmeye gelenler de oldukça fazlaydı. Güzel manzaranın tadını çıkardık bir kaç saat burada ve aşağıdaki dostumla güzel pozlar vererek Karagölden ayrıldık.



Yavrum ya kendisi tam bir doğa aşığı!


Sonraki durağımız yol üzerindeki köyler ve sonrasında Pınarlı Köyünde bulunan Balık Gölü. Köylerde güzel muhabbetler, çalışkan ve misafirperver İnsanlarla karşılaşmak çok güzel oluyor.




Balık Gölünde tesadüf eseri Soner arkadaşımla karşılaşmam ise paha biçilmez oldu. İstanbul'da buluşamayıp, Artvin'de denk gelmemiz... Fena tesadüftü :)


Balık Gölü, muazzam bir yer. Yanılmıyorsam 1600 rakımlarında idi. Yukarılara doğru çıktığınızda yürüyüş yapılacak rotalar ve farklı göller de bulunmakta imiş. Ama bizim süremiz kısıtlı olduğu için Balık Gölü etrafında kaldık. Göl girişinde ufak bir kulübe var. Eğer yanınızda yiyecek yoksa burada Balık/köfte/sucuk yiyebilirsiniz. Ya da mangal yapılacak bir sürü alanı var, eğer malzemenizi getirirseniz.





Dönüş yolunda Windows arka planı manzaraları


Dönüş yolunda Tibet Kilisesi kalıntılarını görüp, köy kahvesinde mola veriyoruz. Tibet Kilisesi, Cevizli Köyünde. Bagratlılar döneminde yaptırıldığı bilinmekte. Şu an ise bakımsızlıktan, tahribattan nasibini almış. Köy halkı gelenlerden imza topluyor restorasyon çalışmalarını başlatabilmek için. Zamanında çok müdahele edilmiş bu tarihi esere. 1950'li yıllarda zamanın kaymakamı burayı yıktırmak istemiş, dinamitlerle oldukça büyük hasar verdirmiş. 1957'de ise bakımsızlıktan kilisenin tavanı çökmüş. Tarihi eser kaçakçılarının ve define avcılarının hezimetleri nedeni ile maalesef Karadeniz'de bulunan bir çok tarihi eser günümüze harap halde ulaşmış. Bunu Artvin'i veya Trabzon'u gezerken çok net bir şekilde görebilirsiniz.



Günün sonu yaklaşıyor. Kocabey köyüne yani kaldığımız yere geri dönüyoruz. Son gecemiz olduğu için biraz köyü gezmek istiyorum ve benim gibi düşünen fotoğraf sevdalı arkadaşlarla başlıyoruz köyde yürümeye. Yabancıyız, her yerimizden belli. Makineleri gören ''Hoşgeldiniz, hayrole, ne için?'' gibi sorularla başlayıp ''Buyrun, bir çayımızı için'' 'e kadar giden muhabbetlerle bizi karşılıyorlar. Sanırım 1,5 saat içinde gezdiğimiz köyde 8-9 evden ''çay içelim, yemek yiyelim'' teklifini aldık :)



Kocabey Köyü çok güzel ve bakımlı bir köy. Bir ara hem annemin hem de babamın büyüklerinin bulunduğu köyler aklıma geldi. Burası oralara göre şehir bile kalabilir :) Saman balyalarını yapanlar, evlerinin önlerini süpürenler, bahçelerinde oturanlar...



Çok güzel İnsanlar ya. Çoğu kışlarını İstanbul'da, yazlarını ise Artvin'de geçiriyormuş. Bu arada Artvin'in çok güzel eski ahşap evleri meşhur. Tarihi sayılabilecek düzeyde. Biz de merak edip, köyde epey gezdikten sonra tavsiye edilen bir evin kapısını çalmak için  gidiyoruz. Yaşlı bir teyzemizin bayramını kutluyoruz, şeker veriyor bize :) Oradan Yakup Amcanın evini buluyoruz ve iznini alarak evini gezmeye, görmeye başlıyoruz. Kızları bize köy ve Artvin hakkında bilgi veriyor. Evin dışı çok güzel olduğu gibi ilginç gizli bölmeleri ile içerisi de epey güzel. Yakup amcanın babası ile sohbet ediyoruz. Yakın zamanda eşini kaybetmiş, yalnızlık onu fena yapmış. Bir zamanların ayaklı ansiklopedisi imiş kendisi. Ama şu an üzüntüleri yaşlılık derken unutkan olmuş.  Ağlayarak ufacık da olsa kendisini tanımamıza izin verdi. Keşke daha çok zamanımız olsaydı da köyde daha çok zaman geçirseydik.







Biliyorum ki bir şekilde yine yolum o köye düşerse aç kalmam, açıkta kalmam. Gidecek bir yerim, sohbet edecek İnsanlarım olur.



Artvin'in İnsanları bir harika dostum. Hiç aksi biri ile karşılaşmadık. Hepsi sevecen, güler yüzlü ve her daim kapılarını yabancılara açan İnsanlardı.


Akşam ise son gecemiz artık bir yıldız pozlama yapayım diyorum ve her akşam yıldız avında olan arkadaşlara katılıyorum. Makinenin azizliğine uğrayarak uzun uğraşlar sonucu sadece iki kare yakalayarak Şavşat'tan güzel anılarla ayrılıyorum.

Bu gezinin bombası ise her ne kadar fotoğrafını çekememiş olsam da yakın mesafeden yavru boz ayı görmem oldu :) Bu da gezinin mükemmel bir hatırası olarak kaldı hafızalarda.

2 yorum:

  1. Ne güzel bir gezi olmuş, fotoğraflara bayıldım. Bende yarı Artvin'liyim yani eşim Artvin'li. Geçen yıl gidebildim ama kısıtlı zaman olduğu için gezemedik çok fazla. Şavşat Karagöl çok merak ettiğim yerler, bi dahakine mutlaka gidecem. Bu yazınız da bana fikir verecek :)
    Artvin insanı hakikaten çok sıcakkanlı, çok iyi insanlar. 1 gece kaldığım köyde elim kolum dolu dönmüştüm hiç tanımadığım halde. Çok güzel bir gezi olmuş, adınıza çok sevindim :)
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,
    Yorumlarınız için teşekkürler. Mükemmel yerler gerçekten. Tekrar gitmek isterim ki çok fazla gezemedim yer ve yayla var :)

    YanıtlaSil