7 Ağustos 2014 Perşembe

Yeryüzündeki Cennet, Gorgit Yaylası


Her dağın, her yaylanın, her derenin, her gölün, her çiçeğin, her ormanın görüntüsü, duruşu, haşmeti, yarattığı atmosfer bulunduğu coğrafya itibari ile çok farklı. Bu yüzden özellikle Türkiye'deki tüm dağları, yaylaları vb. bilumum doğa harikasını görmek istiyorum her sene. Yaz aylarında bir çoğunuz deniz tatili hayali kurarken, benim hayalim hep yükseklerde, serin coğrafyalarda, az insanın bulunduğu bölgelerde olmak üzerine. Doğa ile bütünleşerek kafamdaki her şeyi bir kenara bırakmak istiyorum. Ne telefon, ne dedikodu, ne gündem, ne iş, ne başka bir şey. Sadece hiç bir şey yapmadan öylece oturup, manzaranın tadını çıkarmak istiyorum.



Son üç yıldır yaz tatilimi Karadeniz'in dağlarında, yaylalarında geçiriyorum. Ve önümüzdeki yıllarda da bu böyle devam edecek... O kadar farklı dağlar ve yaylalar var ki, gezdikçe insanın gezesi geliyor. Yaşadığın yeri, yaşam şeklini sorgulamaya başlıyorsun o haşmetli dağlara, gökyüzünde dans eden bulutlara bakarak...



 Bu bayram tatilinde Artvin'deydim. Programımız bir hayli yoğundu ve o  kadar güzel yerler gezdim ki Türkiye'ye tekrar ve tekrar hayran kaldım. İlk olarak hemen yazıya dökmek ve fotoğraflarla anlatmak istediğim büyülü yer Gorgit Yaylası... Artvin adına çok yazı ve fotoğraf gelecek ama :=)



Gorgit Yaylası, Artvin'in Macahel bölgesinde bulunan, 1700 metre civarlarında seyreden ve kesinlikle bu Dünya'ya ait olmayan ara bir yayla. Ara diyorum çünkü asıl yerli halkın Mayıs-Eylül arasında kaldığı yaylalar daha yükseklerde. Bu yaylayı sadece çıkarken ve inerken 10-15 günlüğüne kullanıyorlarmış. Macahel'de bu yayla için başlangıç olan bir yer var. Biz Efeler Köyünde kaldığımız için bu başlangıç noktasına kadar araçla gittik. Yaklaşık 30 dklık bir minibüs ve çok kısa da olsa bir arazi aracı ile çıkışımız sonrası bu patikanın başladığı yerdeyiz.


Yaylaya araba yolu yok. Tek yol sıkı bir yürüyüş ile çıkmak. Çıkmak dediğim ise esasında tırmanmak :) Biz 17 kişilik bir grup olduğumuz için herkesin temposu aynı değildi. Bu yüzden dinlene dinlene çıktık yaylaya. Nefes almak, su içmek, fotoğraf çekmek için bol bol durduk bu yüzden çıkışımız 4 saat sürdü. Sıkı bir yürüyüşçüyseniz,'' benim için dağ bayır çıkmak ne ki?'' diyorsanız sanırım 1,5-2 saat arası bir yürüyüş ile yaylaya ulaşmanız mümkün. Rehbere sorduk onlar sürekli inip, çıktığı için 2 saatte tamamlıyorlarmış yürüyüşü.
Bu arada bu yürüyüş rotası için yanınızda rehber olması şart! Zira patika yollar zaman zaman 2'ye,3'e ,4 'e bölünebiliyor. ''Nereden gideceğim ben ya?'' sorusunu kendinize sık sık sorabilirsiniz, bir de gelip giden hatta zaman zaman çöken sis nedeni ile de yolunuzu kaybedebilirsiniz.

Civarda yerleşim yeri olmayınca bir yere sığınmanız da zor. O yüzden Yayla'da bulunan Gorgit Pansiyon'un sahibi aileye ulaşarak size rehber olmasını isteyebilirsiniz. Ya da Karadeniz'de tur yapan bilindik firmaları arayarak yürüyüşlerine katılabilirsiniz. Günübirlik konukları kabul ediyorlar mı hiç bir fikrim yok esasında. Ama bence buraya bu kadar meşakkatli şekilde ulaşılmışken mutlaka 1 gece de olsa kalınmalı. Turist gibi değil de ''oralı'' gibi hissetmek için yaylalarda zaman geçirilmeli, bulutların her saniye olan değişimi izlenmeli, hissedilmeli. O soğuk, sıcak yaz günlerinde yenmeli :)

Sürekli yokuş çıkar gibi  kah çamurlara bata çıka, kah taşlı derelerden geçe geçe, kah ağaç kütüklerinden yapılmış kaygan merdivenlerden dikkatli geçe geçe inanılmaz manzaralar eşliğinde 4 saat boyunca yürüdük. İsyan edenler oldu, ''daha ne kadar yolumuz kaldı??'' şeklinde hepimiz hayıflandık. Sürekli rehberimize ''Yolun kaçta kaçı bitti şimdi, abi?'' diye baya bir darladık kendisini ama nihayet kocaman bir tepeyi aşınca muhteşem Gorgit Yaylası göründü ve hepimiz ''çok şükür'' dedik.


Gorgit Yaylası yukarıda da bahsettiğim gibi bir ara yayla. Bu yüzden yaylada yaşayan yok. Bizle birlikte çıkan ve bizden 1 saat kadar önce varan yürüyüş grubunu gördük pansiyon önünde, çaylarını içtikten sonra onlar da dönüş yoluna geçince yayla bize kaldı.

Bizi yaylaya çıkaran ve indiren Cemal ve Katırımız :)


Asıl rehberimiz, pansiyonun sahibi Altan Abi.


Eşyalarımızı katırdan aldıktan sonra odalarımıza yerleştik. Daha  sonra manzara eşliğinde çaylarımızı yudumlayıp yorgunluğumuzu biraz giderelim dedik. Yaylaya çıktığımızda hava kapalıydı. Ama yayla havası işte güven olmaz. Bir kaç saat sonra öyle bir açtı ki hemen tepelere konuşlanıp fotoğraflamaya başladık yaylayı bir kaç hevesli fotoğrafçı arkadaş ile. Güzel bir tepeye çıkınca yaylayı izlemek, hava değişimlerini fotoğraflamak mümkün. Yaylada toplasanız 10 hane anca var. Hepsi de ahşap, ağaç kütüklerinden yapılmış, birbirine benzeyen ve çoğu bakımsız. Bazılarının içine girdim merak ederek. Çoğu kullanılmadığı için oldukça harap haldeydi.




Gün batımına doğru hava o kadar güzel oldu ki masal diyarlarındaymışım gibi hissettim kendimi. Katırın biraz hareketlenmesi ile de güzel fotoğraflar çekmeye devam ettik. Bir süre sonra bu kadar fotoğraf yeter diyerek bir kayanın üzerinde oturdum ve sadece bize ait olan yaylanın o anlarının tadını çıkardım.



Kaldığımız pansiyon yayla şartlarına göre oldukça iyiydi. Pansiyon dediysem Karadeniz'i az çok gezen bilir. Karadeniz'de lüks şeyler beklemeyin. Bir aile tarafından işletilen yayla evi görünümde bir yer burası. Kalmalı olarak geleceğinizi haber vermeniz gerekiyor sürekli açık olan bir yer değil çünkü. Misafir geldikçe onlar da hazırlıklarını yaparak buraya çıkıyor. Örneğin yemek malzemelerini, temiz çarşafları vs. katırla birlikte çıkartıyorlar. Çok güzel bir verandası var. Burada muhteşem manzara eşliğinde yemeklerinizi yiyorsunuz. Bir adet oturma odası, 2 banyo ve tuvaleti, 4-5 adet de bol ranzalı, yataklı odaları mevcut. Oturma odasında soba yakılıyor ama odalarda soba yok. O yüzden yayla şartlarını da göz önünde bulundurarak kalın giysiler getirmenizi, yatarken de yorgan+battaniye istemenizi tavsiye ederim. Ben oldukça üşüdüğüm için pek deliksiz uyuyamadım gece. Bu arada ek olarak bu yaylada elektrik yok, su ise kısıtlı. Zaten elektriğe de gerek yok. İnsanlarla bol sohbet ederek, şanslıysanız yıldızları görerek, bizim gibi samanyolunu izleyerek geceyi geçirmeniz mümkün. Ya da gaz lambası eşliğinde sıcak oturma odasında kitabınızı da okuyabilirsiniz.



Bu arada yaylada dağlardan inen koca kaya kütlelerini, yıldırımın düştüğü ve yardığı koca ağaçları görebilirsiniz. Ha bir de gece yürüyüş halinde bulunmayın zaten yol olmadığı için sıkıntıya düşersiniz ve tabi ki etrafta olan Ayı ve yaban domuzları size her an eşlik edebilir :) İşte o kadar bakir ve vahşi bir bölge Artvin :)
Ertesi gün güzel ve güneşli bir güne uyanarak güzel bir kahvaltı yaptık ve dönüş yolu için hazırlanmaya başladık. Aramızda ''yahu biz nasıl çıktık buraya ya, süperiz, deliyiz'' şeklinde birbirimize gazlar verdik. Dönüş yolu bence daha kolaydı. Çünkü hep aşağıya doğru yürüyecektik. Tabi dikkatli olmak lazım. İnerken yokuş aşağıya doğru ineceğiniz için dikkatli olmak lazım kaymamak ve düşmemek adına. Keza 2-2,5 saat gibi bir sürede bir önceki gün başladığımız yere kazasız, belasız ama bol çamurlu olarak döndük. Geriye dönüp baktığımda iyi ki yapmışım diyorum.

Fotoğraf için Melih'e teşekkürler.



Daha ne anlatayım ki fotoğraflara bakarak heyecanıma ortak olabilirsiniz:) Şu an gördüğüm yaylalar içerisinde 3. sırada yerini aldı Gorgit. (İlki Pokut-Rize, ikincisi ise Gito-Rize'dir benim için) Ayrıca bu güzelliği çok fazla insan henüz görmediği için kendimi de ayrıcalıklı hissediyorum :)





Güzel yerler keşfetmeye devam...

9 yorum:

  1. Gorgit ve Beyazsu Yaylalarını Efeler Köyü'nden görmüş ve orada olmayı başka zamana bırakmıştım. Bayıldım. Fotoğraflar da, hikaye de müthiş.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler. Senin de Artvin yazılarına göz gezdirmiştim. Fotoğraf ise çok az vardı. Sonra tarihine baktım 2011. Bence bir kez daha gitmek için sana sebep :)

    YanıtlaSil
  3. Süper yerler. Gittiğiniz yerleri haber verirseniz katılırım.

    YanıtlaSil
  4. Artvin doğası ile gerçekten muhteşem bir yer. Her köşesinde ayrı güzellik. Cehennem deresi kanyonunu ve Kafkasör yaylasını görme fırsatını elde etmiştim.
    Fotoğrafların harika :)

    YanıtlaSil
  5. Teşekkürler Güneş. Gerçekten bambaşka bir coğrafya. Bakirliğine özellikle bittim. Daha çok gezilecek yaylası var:)

    YanıtlaSil
  6. Memleketimi benden çok gezdiğinizi görüncü istemsice kıskanıyorum. Şahane bir yazı olmuş teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. 5-6 günlüğüne Artvin'e gidiyoruz. Görgit Yaylası ilgimi çekti ama "yol yok, tırmanacaksınız" uyarısını görünce hevesim kursağımda kaldı çünkü biri 6,5 biri 2 yaşında 2 çocukla gidiyoruz...Başka bahara kaldı bu iş...Fotoğraflar harika, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Evet biraz zor olabilir iki çocuk ile :)
      Teşekkürler, umarım bir gün görebilirsiniz...

      Sil