1 Haziran 2014 Pazar

Üsküp, Makedonya

Balkanlar gezisinde Makedonya'ya sadece 2 gün ayırmıştım. Son gün sabah Üsküp'ten İstanbul'a döneceğimiz için 1 tam gün Ohrid ve Bitola gezisi, diğer gün de 2-3 saatlik bir Üsküp gezisi kafi olacaktır diye düşünüyordum ki yaptığımız planlar bir bir bozuldu şansızlık nedeni ile.


Gezimiz 3 gün Bosna-Hersek, 2 gün Karadağ, 1 gün Arnavutluk ve son 2 gün Makedonya şeklinde olacaktı. Bosna Hersek'i gezdikten sonra Karadağ için otogara gittiğimizde acı gerçek ile karşılaştık. Saraybosna'dan kış mevsiminde Karadağ'a araba yoktu. Bir de geziyi planlıyorken vize işlemleri ile hiç uğraşmayalım diye Hırvatistan'dan shengen de almamıştık. O yüzden Mostar'dan kalkıp bir daha Saraybosna'ya geçtik Karadağ için. Normalde Mostar'dan Karadağ'a geçmek daha kolay fakat otobüsler Dubrovnik üzerinden Karadağ'a geçtiği için vizeniz olmak zorunda.


Otobüs olmadığını öğrendiğimiz an yıkıldık ne yapalım ne edelim derken, e zaten Üsküp'ten döneceğiz, bari Üsküp'e gidelim dedik. Hemen o akşam da Üsküp'e otobüs varmış. 16 saatlik bir yolculuk ve 2 gümrük geçişi bizi bekliyordu :(

Sabah saatlerinde otogara ulaştığımız için akşamki otobüse kadar 5-6 saatimiz vardı. Biz de tekrar Saraybosna merkeze geçip vakit geçirelim, hem Makedonya'da ne yaparızı araştırıp, hem de kalabileceğimiz hostellere bakalım dedik. Bu arada şehirler arası veya ülkeler arası diyeyim ulaşım biraz pahalı geldi bana. Üsküp için 150 TL verdik :S Bu arada Karadağ'da bir hostelden iptal edilemeyen rezervasyon yaptırmıştık. 20 Euro da yandı, gitti.

Otobüs yolculuğu beni düşündürüyordu. Gel gör fena olmayan bir otobüs denk geldi ve yolcu azlığının avantajı ile de herkes tek olarak iki kişilik koltuklarda yayıla yayıla gitti 16 saat. Ara ara gözlerimi kapasam da yolculukta uyuyamadığımdan benim için biraz yorucu bir yolculuk oldu. Saraybosna-Sırbistan ve Makedonya gümrüklerinden rahatlıkla geçtik. Ne çok bekledik ne de bir sorun yaşadık. Gümrük kapısında şoför tek tek pasaportlarınız topluyor, memura teslim ediyor. Sonra memur geliyor pasaportları dağıtırken şöyle bir bakıyor yüzünüze o kadar. Sorunsuz bir yolculuk geçirdik.


Üsküp otogarına ertesi sabah 09.00 civarı indik. Hava sağnak yağmurlu, şehir oldukça kasvetli idi. Okuduklarımdan Üsküp'ün güzel olmadığını zaten biliyordum. Üzerine yağmur, çamur eklenince arkadaşımın da benim de oldukça moralimiz bozuldu. Zaten planımız değiştiği, 4 gün boyunca Makedonya'da olacağımız için oldukça hüzünlüydük. Bir de yağmurlu ve kasvetli bir ortama düşünce siz düşünün halimizi.

Taksici ile anlaştık ve merkeze bizi 5 Euroya bırakmasını söyledik. Zaten Merkez otogara oldukça yakınmış. Yağmur yağdığı için taksi kullandık ama değmez çünkü 10 dk kadar yürüme ile merkeze gidebiliyorsunuz otogardan.(Yani kazıklandık burada :/)


Düşüncem merkezde illa ki hostel buluruz olmuştu. Saraybosna'da, Mostar'da adım başı hostel, konuk evi, otel vardı. O yüzden taksiciye merkeze gidelim demiştik. Bir yandan yağmur yağıyor bir yandan da hostel arıyoruz. Elimde de bir kaç hostel adresi var ama tam olarak nereye gideceğimizi bilmiyoruz tabi. Yine bir taksi çevirdik. Hostelworld'den iyi puan almış olan bir hostele bizi götürmesini söyledik adresi göstererek. Merkezden uzaklaştıkça uzaklaştı taksici. Baya bir mesafe gittik. Neyse Makedonya oldukça ucuz bir ülke olduğu için taksi 2 Euro tuttu. (Bakın ilk taksi 10 euro idi kısacık bir mesafe için!)


Geldiğimiz hostel Vodno dağına doğru çıkarken, merkezden araba ile 10 dk, yürüyerek 20 dk uzaklıkta olan bir mesafede olan Hi Skopje Hostel'di. Dışarıdan güzel görünüyordu. Bulunduğu konum da sayfiye yeri gibi bir yerdi. 4 gece için fiyat aldığımda bana kişi başı geceliğinin 20 EURO olduğunu söyledi. Üsküp için çok fazlaydı. Zaten çok fazla paramız da yoktu. Örneğin çok güzel bir hostelde, Mostar'da 7,5 euro'ya kalmıştık. Üsküp için en fazla verebileceğim tutar gecelik 10 Euro idi. Pazarlık yaptık ama inmedi. Ben de yol üzerinde başka bir tabela görmüştüm. O hostel de hostelworld sitesinde vardı. Arkadaşıma ''gel bir de oradan fiyat alalım'' dedim.

City Hostel adlı diğer hostele ıslana ıslana gittik. Dışarıdan fena görünmüyordu ama içeriye girince çok vasat olduğunu gördük. Kişi başı 11 euro fiyat verdi. Zaten elimiz kolumuz bağlı, yorgunuz, ıslanmışız, yapacak bir şey yok, kabul ettik. 4 geceyi 44 Euro'ya bağlayarak bir oda aldık. Odalar vasattı, kahvaltı olduğunu söyledi sahibi ama mutfakta oldukça kötü kokuyordu.Biz odaya yerleştik ve tam dinlenmeye başlıyorken hostelin sahibinin babası geldi ve odanın dolu olduğunu akşam kalabalık bir grup geleceğini söyledi. Dilersek bir başka apartmanları varmış.''Buradan biraz yukarıda'' dedi. ''Beğenirseniz orada kalabilirsiniz daha sessizdir'' diye de ekledi. Biz de yeri görmeye gittik. Dediği gibi oldukça sessiz bir apartman içinde 3 odalı bir katta geniş bir oda verdi bize. Açıkçası asıl hostelden daha çok beğenmiştim burayı. Hem bizden başka kimse yoktu diğer odalarda, hem daha temizdi hem de daha sakin. Hostel gibi değil de bir daire gibiydi kaldığımız yer.

Evet hostele yerleştik bu sefer. Saat 11 civarıydı. Yorgunluktan ölüyoruz. Zaten hava kötü. Dedik uyuyalım, dinlenelim bari. Akşam havaya göre dışarı çıkarız. Çok sürmedi bir kaç saat sonra Hostele başka misafirler geldiği için ses nedeni ile uyuyamadık. Odada vakit geçirdikten sonra ortak alanda ( ortak dediğime bakmayın ufacık bir koridorda bir masa, 2 sandalye) hostele gelen biri Fransız, diğeri Bulgar olan çiftle tanıştım. Beraber Makedonya'yı turluyorlarmış araba ile ve 1 hafta gibi bir zamanları varmış. Üç beş sohbet ettik ve daha sonra yemek yemek üzere biz dışarı çıktık.



Üsküp Gezilecek yerler



Şimdi Üsküp dediğin yer 1 saatte gezilecek ve gerçekten başka görülecek bir şeyi olmayan bir başkent. Son yıllarda turizm açısından şehri çekici kılmak için ülke yetkilileri her yere binalar, heykeller, ilginç peyzajlar yaptırıyorlar. Çoğu inşaat aşamasında. O yüzden fotoğraflık diyebileceğim bir görüntü yoktu. Mutlaka kadrajınıza bir vinç, bir dozer veya bir bina iskelesi giriyordu. Tam hava kararırken merkeze geçtik. Şehrin Kapısı olarak düşünebileceğiniz yakın bir zamanda inşa edilen kapı ile merkeze girmiş oluyorsunuz. Sonrasında sağda alışveriş merkezi, solda güzel bir bina sanırım otel olarak kullanılıyor, hemen onun altında lüks bir restaurant ve çevresinde dükkanlar var. Hemen sağdan devam ederseniz her yerde o anlamsız heykelleri görmeniz mümkün. En görkemlisi Büyük İskender Heykeli. Devamında Osmanlı döneminden kalan Taş köprü ve tarih kitaplarında okuduğumuz, şarkı/türkülerde duyduğumuz Vardar Nehri. Nehrin diğer tarafına geçmeden sağ tarafında kafeler bulunmakta. Yazın belki buralar cıvıl cıvıl oluyordur, kim bilir. Vardar Nehri kıyısında anlam veremediğim çelikten yapılmakta olan Viking gemileri gözüme çarptı. Daha yapımı bitmemiş ama bittiğinde sanırım kafe/bar olarak kullanılacak şeyler. ''Neden ki?'' diye düşünüyor İnsan.



Köprü sonrasında Türk çarşısı girişi var. Burada da birbirine paralel sokaklarda rumeli türklerinin dükkanları bulunmakta. Zaten çarşıya girdiğinizde Türkiye'nin herhangi bir çarşısında olduğunuzu hissedeceksiniz. Çarşıda her şey var. Alışveriş mağazaları, yeme içme yerleri, kuyumcular, döviz büroları. Bir sokakta fena olmayan kafeler bulunmakta. Biraz buralarda turladıktan sonra herkes sokakta türkçe konuştuğu için bir esnafa bize önerebileceği bir restaurant var mı diye soralım dedik. Malum aynı dili konuşunca İnsan daha bir sıcak oluyor. Epey muhabbet ettikten sonra başka bir Türk turistin de muhabbetimize dahil olması ile bize önerilen süper esnaf lokantası olan Kosmos'a doğru yürümeye başladık. Köftesi meşhur Makedonya'nın bu arada. Köfte, tas kebap, cacıktan oluşan menüye baya komik bir rakam verdik. Çok lezzetliydi vallahi. Hayatımda öyle tas kebap yemedim. Kişi başı 3,5 euro verdik. Başka bir akşam ise Makedonya mutfağına özgü lezzetler deneme adına restaurant arayışımız başarısızlıkla sonuçlandı yine turk çarşısında bir esnaf lokantasında yemek yemeye karar verdik. Bu sefer menüde çorba+karışık ızgara+şopska salata ve içecek vardı. Kişi başı 10 euro gibi bir rakam ödedik. (Tabi bunları dinar olarak ödüyoruz ama kolayca hesaplamak için euro yazıyorum)

Sonrasında zaten hava kararmaya yakındı. Bir kahvede oturup çay içtik diğer Türk arkadaşın da yardımı ile. Kendisi 3 gündür Üsküp'ü geziyormuş. O nedenle bize yemek yenilecek ve bir şeyler içilebilecek yerleri gösterdi sağolsun. Çayımızı da içtikten sonra biraz fotoğraf çekmeye koyuldum ben. Çünkü artık hava kararmıştı. Ne idüğü belirsiz gökyüzü gitmiş, yerine gece gözüme daha güzel gelen bir şehir gelmişti. Bir de tüm gün yağmur yağdığı için ışıklı büstler, heykellerin yerdeki yansmalarına konsantre olmuştum. Etrafta biraz fotoğraf çektikten sonra Vardar Nehrinin hemen yamacındaki kafelerden birine oturup yorgunluk kahvesi söyledik. Sonrasında yürüme mesafemiz olduğu için yavaş yavaş otelimizin yolunu tuttuk. 20 dk'da merkeze gidip geldik 4 gün boyunca. Yağmur yağdığı zamanlar ise taksi kullanmak zorunda kaldık.



Üsküp'ü hiç beğenmedim. Okuduğum yorumlardaki görüşler yerden göğe kadar haklıydı.  gün burada olma düşüncesini ve yağmurlu havayı düşündükçe içimiz daha da bir hoş oldu :) Neyse kaynaklara bakıp bir kaç yakın alternatife gideriz her gün, günlerimizi öyle geçiririz diye planladık o gece.

Gideceğimiz yerler Ohrid, Bitola ve Tetova oldu. Zaman bol olduğu için Ohrid ve Bitola'yı ayırdım. Esasında ikisi de aynı güzergahta olan ve tek günde gezebileceğiniz yerler. Üstelik Üsküp'ten gidiş 4 saati bulmasına rağmen 2 günü de yollarda geçirmeye razıydık. Yeter ki Üsküp'te kalmayalımdı düşüncemiz.

Üsküp'te gezilecek yerleri şöyle sıralarsak; Taşköprü, Büyük İskender Heykeli, Üsküp Kalesi, Mustafa Paşa Cami, Davut Paşa Hamamı, Kapan Han, İshak Bey Cami önemli eserlerin başında geliyor. Onun dışında Taş Köprünün sol tarafında kalan bölgede bir kaç görkemli kilise görmeniz de mümkün. Bir de Vodno dağında yapılmış kocaman Milenyum Hacı denilen bir Hac var. Buraya taksi ile gidilip, daha sonra teleferik ile çıkılıyormuş. Hava bir gün açık olsa idi biz de çıkacaktık ama şanssızdık.




Makedonya'nın resmi parası Dinar. 600 Dinar=1 Eur. Hayat çok ucuz, her şey çok ucuz. Makedonya bana  70-80'lerde kalan bir ülkeymiş gibi geldi. Henüz gelişmemiş bir Ülke. İnsanlar, binalar, giyim, kuşam her şey Yugoslavya döneminde nasıl ise öyle gidiyor gibiydi.

Sonraki günlerimiz hep Üsküp dışında geçti. Donusu ise yine uskup'ten yaptik. Uskup merkezden vardar express ile havalimanina ulasmak mumkun. 150 dinar karsiliginda 20-25 dk. Suren bir yolculuk sonrasi havalimanindasiniz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder