7 Şubat 2014 Cuma

Cennet ve Cehennem Mağaraları

Geçtiğimiz Kurban Bayramı'nda diğer memleketim olan Adana'ya büyükleri, akrabaları ziyarete gitmiştim. Baba tarafım Adana'lı. Son 2-3 yıldır her sene bir defa da olsa Adana'ya gidip, akrabaları görüyorum. Bunda dedemin epey yaşlı olmasının da payı büyük. Senede bir defa da olsa  büyükleri sevindirmek çok güzel bir duygu.

Kendi arabamızla gittiğimiz için 3-4 gün köyde oturacağımıza en azından bir gün hiç görmediğim Mersin'e gideriz diye plan yapmıştık kardeşim ile. Kuzenlerimi de alıp Mersin'in yolunu tuttuk.

Araba ile gittiğimiz için oldukça rahat ve keyifli bir yolculuk sonrası Mersin'deydik.Bir tur attık şöyle ve daha sonra Lunapark'ın olduğu ve çeşitlik balık teknelerinin olduğu sahil kısmına arabayı park ederek yürümeye başladık.


Mersin'in ben de bıraktığı ilk izlenim inanılmaz karışık bir halka sahip olduğuydu. Bayramın da etkisi ile herkes dışarıda geziyor, sahilde keyif yürüyüşü yapıyorlardı. Açıkçası 13-20  yaş arası olduğunu varsaydığım apaçi gençlik nedeni ile çok rahat olamadım ve o sahil bana o anda çok güzel gelmedi. Sonra hep beraber ''hadi gidelim'' kararı alarak Mezitli denilen bölgeye doğru yola koyulduk.

Mersin yazlık yer. Çevre illerden özelllikle yazın serinlemek için millet buralara geliyor. O yaz sıcağında oralar zaten pek çekilecek  gibi değil. Mezitli bana biraz İzmir'in sahil şeridini de anımsatmadı değil.

Ufak bir tantuni ve kerebiç  (Mersin'in olmazsa olmazları) molasının ardından soluğu Narlıkuyu bölgesinde aldık. Narlıkuyu'da ne var derseniz, stratejik konumu bakımından (Mersin'i Antalya'ya bağlayan karayolu üzerinde) turistlerin gözde bölgelerinden birisi. Harita'da bölgeye baktığınızda gizli bir koy gibi olduğunu da göreceksiniz. Çok fazla sayıda balık lokantaları, dinlenme tesisleri, Cennet Cehennem Obrukları, Kızkalesi, deniz manzarası nedeni ile gözde yerlerden birisi.

Cennet ve Cehennem Obruklarına gelirsek günümüzde yerli ve yabancı turistler için gözde mekanlardan sadece bir kaçı. Ben de adını oldukça duymuştum ve hazır bu bölgeye gelmişken gitmeden olmaz dedim.

Obrukların oluşumu hakkında bilgi edinmek için; Cennet ve Cehennem Obrukları


Şimdi kişisel tecrübemden bahsedeyim.Müze kart ile giriş mümkün. Eğer yoksa kişi başı 5 TL ödüyorsunuz.

Cennet Obruğu ziyaret edilebiliyor ama Cehennem Obruğu Cennet'e göre kenarlarının iç bükey olması, daha dik ve daha dar olması nedeni ile tabana kadar inmek mümkün olmadığı için ziyaret edilemiyor. İlle de merak ediyorum diyorsanız sanırım özel izinle inmeniz ve dağcı olmanız gerekiyor :)


Gelelim Cennet Obruğuna. Cennet Obruğuna inmek için 450 basamak inmeniz gerekiyor. İnerken zorlanmıyorsunuz. 10 dakikanızı bence almaz. İnince Helenistik dönemden kalan Zeus tapınağı kalıntıları ile karşılaşacaksınız. Hemen yanından ise tamamı ile doğal kayaç süreçlerinden oluşmuş olan Mağaranın içine gireceksiniz. Merdivenli yolun yine Helenistik dönemden kaldığı varsayılıyor. Yani mağara doğal süreçlerle oluşmuş ve o dönemde mağara keşfedilmiş.Mağara'da yaşanıldığı varsayılmıyor ama çevresindeki kalıntılara bakarsak çevrede yaşanıldığı aşikar.


Çok daha güzel mağaralar gördüğüm için mağaranın iç kısmını es geçiyorum :) Oluşumu nedeni ile ismi anılan mağaralardan sanırım. Çoğu yer güvenlik nedeni ile kapatıldığı için belli bir yere kadar dibe gidebiliyorsunuz. Mağara oldukça serin.İnerken dikkat. Zemin kaygan olduğu için ayağınız kayabilir.

Gelelim en zor kısmı geri dönüş yoluna.455 basamağı inmek çok kolaydı ama inanın bana burada hiç bir mubalağa unsuru yok, çıkmak inanılmaz zordu.İlk basamakların arası epey geniş yorulmanızda bu da baya etkili.Atletik yapılı, sürekli spor yapan bir insan değilseniz özellikle çok zorlanacaksınız.Ben kuzenlerimi de götürmüştüm bu geziye.Astımı olan ufak kuzenim henüz 5.6. basamaktayken çok zorlandı, nefessiz kaldı bir ara bayılacağını bile düşündüm.Onun için biraz bekledik.Dinlene dinlene 2-3 basamak çıkıp, 2 dk dinlenip tekrar 2-3 basamak için harekete geçiyorduk.Baktık kız  daha da fenalaşıyor biraz oturmaya koyulduk.Vatandaşın biri sağolsun su verdi de kız biraz kendine geldi. Ben ise gerçekten kalp atış hızımı kontrol edemiyordum.Açıkçası o anlar korktum ya bir şey olursa diye.İlk defa bu kadar zorlanıyordum :S Bu arada çevremde hemen hemen herkes böyle idi.Kan ter içinde kalmış ve nefes nefese herkes merdivenleri çıkmaya çalışıyordu. Düşünün akşam saatleri olmasına rağmen bu kadar terledik ve zorlandık.Gündüz zamanı ve de yaz sıcağı olsaydı o zaman düşünemiyorum, kesin bayılırdım.

Velhasıl zorlu bir çıkış yolculuğu sonrasında toprağı öperek, yüzümü yıkadıktan sonra kendime geldim.Zaten hava çoktan kararmıştı ve Adana'ya doğru yola koyulduk.


Not: Mersin'i çok merak ediyordum fakat bir kere gittim, bir daha özellikle gitmem diyorum şu an. Vallahi sevemedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder