11 Eylül 2013 Çarşamba

Melekçeoluç Keşif Yürüyüşü

Sanırım sıkı bir trekkking turuna katılmayalı 2 sene olmuştur.Bir ara hemen hemen her ay bir yere gidiyordum ama sonra kış gelmesi ile ara vermiştim.Siz diyin tembellik, ben diyeyim kış şartları malum ekipmanın iyi olması gerekiyor.Hiç o işlere girmedim ve tekar baharı beklemeye koyulmuştum.

Karadeniz gezisinden sonra ''neden bıraktım ki?'' şeklinde hayıflanmalarım sonucunda bir kaç mail grubuna üye olduğum grupların haftalık programlarını incelemeye koyuldum. Yeni bir gruba üye olmuştum ama hiç bir etkinliğine katılmamıştım. Grubun ismi Ayak İzleri. Epey faal bir grup. Yurt içi trekking turları, kültür turları, günübirlik, hafta sonu turları ve ayrıca ilginç ve cezbedici yurt dışı turları da mevcut.


Neyse efendim dedim havalar güzel, serin serin yürürüz.O yüzden bu ay başlayayım.Bana da uygun tarih olan 8 Eylül'deki Kartepe/Melekçeoluç keşif gezisine katılmaya karar verdim. Esasında keşif kelimesini görünce uzak durmalıydım. Çünkü en son 2 sene önce bir keşif gezisine gitmiştik ve 16 km ön görülen parkuru, yolu kaybetmemizle, ormanın derinliklerinde saatlerce yol aramımızla 22 km olarak tamamlamıştık. Ama işte gaza gelmişim bir kere, adımı yazdırmıştım bile.

Rota Kartepe semalarından başlayıp Altı oluk yaylası güzergahında Soğucak Yaylasına varmak.Ordan da kah orman içerisinde kah araba yolundan Melekçeoluç köyüne varmak. 6-8 saat arası süreceğini biliyorduk.Epey maceralı bir keşif oldu.

Araçla ile Maşukiye ardından Kartepe semalarına doğru yol aldık.Hava serin sayılırdı aşağılarda, yukarıya doğru çıktıkça sıcaklıktan eser kalmadı.Bir de sis giderek kendini gösteriyordu.İşte tam istediğim havalar bunlar diye düşünerek yürüyüşe başlayacağım yerde ufak bir mola verdik.


Ve yürüyüşe 28 kişi olarak başladık. Altı oluk yaylasına doğru başlayan yürüyüşümüzün ilk 1-1,5 saati toprak yolda gerçekleşti. Altı oluk yaylasında kuzulara, koyunlara merhaba diyerek yola devam ettik.


Saat 12 gibi mola verdik. Yemeklerimizi yedik ve işte zorlu parkur başlıyor dedik. Dere yatağını takip ederek başladık tırmanmaya. Esasında çok zor değildi sadece aşağıda dereye doğru düşmemek için dikkatli olmanız gerekiyor.Çünkü yürüdüğünüz yer toprak ve zaman zaman kaygan veya sağlam olmayabiliyor. Neyse efenim bazı arkadaşların yükseklik korkusu vardı bu da grubun hızını yavaşlattı tabi. Sonra ne oldu, keşif gezisini yürüten grubun lideri Hüseyin Bey ve arkasındaki öncü bir kaç kişiyi kaybettik! Şöyle gitmişlerdir, böyle gitmişlerdir derken bir şekilde sıkıntılı yürüyüş bölgesini düzlüğe çıkana kadar bitirdik.Sonra kaderimizle baş başa kaldık. Eee nereye doğru gideceğiz?


İşte burada epey bölünmeler, stresli dakikalar geçirdik. Biri Gps'e bakıyor yanlış yerde olduğumuzu sağ tarafa doğru orman içerisinden yardırmamız gerektiğini söylüyor. Bir diğeri dereyi takip ederek bir şekilde yolumuzu bulabileceğimizi, Soğucak Yaylasına çıkmasa bile bir şekilde bir yere çıkacağımızı söylüyor.Bir başka kişi olduğumuz yerde bekleyelim, bizi kaybedenlerin geri gelip bulması lazım diyor.Of her kafadan bir ses çıkıyor. Ben tırsmadım değil biraz.Sonuçta ormandasınız, etrafınızda bir hayat belirtisi yok, telefon çekmiyor, bir Gps var ama ne kadar güvenilir? Zaten saatlerdir yürüyorsun, bir de kaybolmuşsun üstüne.Rotayı bitirmene ise neredeyse daha 4 saat var.Grup bir şekilde ikiye ayrıldı. Toprak yoldan gidelim yolumuzu bulalım diyenler bir de Gps'e güvenip ormanı yaralım, yolumuzu bulalım diyenciler. Açıkçası Orman'ı yarıp gitmek istemiyordum.Zaten saatlerdir ormanın içinde, orman güllerine tutuna tutuna aşağı inip çıkmışız.Ayaklarımı hissetmemeye başlamışım falan.Düz yolda yürümek istiyordum artık.


Neyse sonra bir şekilde ortak bir karar vererek toprak yolda yürümeye karar verdik.Baya bildiğin araba yoluna bağlandı orası.Herkes pek sevindi, tamam doğru yoldayız artık bu yol bizi bir şekilde bir yere çıkarır dedik.Çünkü ormancıların da olduğu belli.Çoğu ağaçlar kesilmek üzere, odunlar istiflenmiş falan kenarlarda.Ama yolun yokuş kısmı tamamı ile katır öldüren cinstendi.Nefesim kesildi.O şekilde yokuşu 2 saat kadar tırmanarak belli bir düzlüğe geldik.Bazı ormancılarla karşılaştık ve doğru yolda olduğumuz söylediler. Neyse efenim telefon da çekiyor artık grup lideri ile iletişime geçtik.Onlar bizden önce varmışlardı bile.

Soğucak'a geldik.Kurak, bir kaç evin olduğu bir yayla.Saat olmuş 17.00. İki saat kadar daha yolumuz var dediler Melekçeoluç için. Kendimi bir şekilde avutuyorum.Pilim bitmişti bile.Dile kolay 10.30'dan beri yürüyoruz! Arada 5-10 dk'lık dinlenmelerimiz oldu o kadar. Neyse sonra yarım saat kadar düz yolda yürüdük ve orman içine daldık.İşte asıl olay burada başladı tekrar.Sürekli yamaç aşağı düşmemeye çalışarak, ağaçlara, orman güllerine tutuna tutuna inmeye başladık.Ayaklarımda derman yok bırakın yürümeyi, adım atacak halim yok ama gruba ayak uydurmak zorundayız. Sabrımı, sınırlarımı baya zorladım.Ayak uçlarımı hissetmiyordum artık. Evet orman içinde olmak güzel, hiç ayak basılmamış yerlerde olmak güzel, ama 7-8 saate varan bu yürüyüş işkenceye dönmeye başlayınca artık insan isyan ediyor!


Orman etabını bitirdik ve düz yola kavuştuk. 10 dk sonra araç görünmüştü bile.Araca doğru koşup vallahi öpmek istedim :)

Melekçeoluç'a araba ile gittik.Çünkü herkesin pili bitmişti.Arabayı domuz deresinin bitiş kısmına çağırmışlar, pek de güzel olmuş.Yoksa daha 1 saat daha yürüyecektik.


Melekçeoluç'ta yaşlı bir çift var.Grup lideri yıllardır buralara yürüyüşler düzenlediği ve halk ile iletişimde olduğu için gide gele bu çift ile güzel bir bağı olmuş.Yürüyüşler o civarlarda gerçekleştikçe bu ailenin evinde gün sonlandırılıyormuş. Biz de öyle yaptık.Yürüyüşe başlamadan önce alınan köfteler, makarnalar, hazır çorbalar teyzenin yardımı ile kuzinede pişirildi ve hep beraber yedik.Yorgunluğumu anlatamam o saatlerde zaten.Bir an önce eve de gitmek istiyordum hani :)

Çok güzel görüntüler vardı hava kararmaya yakın.Mecalim kalmadığı için makineyi çıkarıp fotoğraf bile çekemedim.

Yürüdüğümüz Rota


Saat 23.00 civarlarında evdeydim. Allah'tan ev Tuzla'da.Dönüş yolunda ilk inen kişiyim :)

Güzeldi, keyifliydi ama çok da yorucu idi. Tabiatta olmak, dağlara karşı yürümek güzel bir duygu. Ama dediğim gibi 4-5 saatlik yürüyüşler ideal.Fazlası zarar :)

Ekim'de Sülüklü göl yapacağız aynı grupla bakalım.Sanırım epey kolay bir güzergahı var.

1 yorum:

  1. Ayakizlerini görünce yorum yazmadan edemedim:) Benim kendimi daglara bayirlara vurdugum gruptur, yeri baskadir... Sene 2006'ydi, ilk yürüyüsümüzde biz de kaybolmustuk, ama baya kaybolmustuk, iki tirnak kaybetmistim o yürüyüste zorluydu, ama yilmayip defalarca yürüyüslere katilip cok güzel insanlarla tanistim. Hüseyin abi bir tanedir. bir daha ki sefere benden selam söyler misin? Serap'in selami var dersen hatirlamaz belki onun icin Berna'nin Almanya'ya tasinan arkadasi" belki daha animsatici olur;)
    Sevgiler, bol keyifler
    Serap
    http://gezgindirgezeninadi.blogspot.de/

    YanıtlaSil