14 Kasım 2011 Pazartesi

Eskişehir Gezisi

Yaklaşık bir yıldır ertelediğim, her plan yapışımda önüme engeller çıkması nedeni ile bir türlü gerçekleştiremediğim Eskişehir gezimi, geçtiğimiz hafta sonu, sonunda gerçekleştirdim.

İlk gidişim değildi.Ocak ayında bir gece iş nedeni ile Eskişehir'de kalmış, gece belli yerlerini gezme fırsatım olmuştu.Bu sefer amacım doya doya Eskişehir'i gezmek, nimetlerinden faydalanmaktı.Nitekim de hemen hemen planladığım programı gerçekleştirdim.Kısa kısa bir günde neler yapılır, edilir anlatmaya çalışayım.

Cuma günü yola çıktım.Tabii ki en kolay yol olan Tren ile! Atladık cumhuriyet expressine arkadaşımla.Yaklaşık 4,5 saat süren yolculukta atıştırdık, bol bol muhabbet ettik ki uzun zamandır kendisi ile görüşmüyordum, doğal olarak konuşacak çok şey vardı.Kah güldük, kah gözlerimizi dinlendirmek amacı ile uyuma evresine geçtik derken ''Eskişehir'e geldik.'' anonsu ile kendimize geldik.


Trenden iner inmez Eskişehir'in soğuk havası bizi karşıladı.İliklerimde hissettim o soğuk havayı ilk dakikalarda.Arkadaşım aynı zamanda akrabam olan Dilek ile bizi karşılamak için gelmiş olan arkadaşlarının yanına gittik.İlk etapta yemek yemek aktivitesini yapmamız gerekti.Akşam 21.00'dan sonra ağır olmayacak bir şey tercih edelim dedik.Eskişehir'de ünlü ve zincir şekilde olan ''İnci Börek'''in yolunu tuttuk.Bildiğimiz börek, pohaça çeşitlerini satan börekçi.Şubeler oldukça birbirine yakın.Yol üzerinde 3-4 tane gördüğümü hatırlıyorum.Arkadaşlarımız ısmarladığı için fiyat hakkında bilgim yok ama Eskişehir ve sonuçta bir börekçi.Ne kadar pahalı olabilir ki:=) Sanırım kişi başı bir içeçek ile 3-4 tl'ye çıkarsınız.

Sonra hiç eve girmeden biraz dolaşalım dedik ve barlar sokağının yolunu tuttuk.Barlar sokağı da yaklaşık bir yıldır var olan bir kavrammış orada.Eskişehir'de bulunan eğlence mekanlarını bir sokağa toplamışlar.Güzel mekanlar vardı.Biz Varuna Cafe-Los Amigos'a gittik.Epey ünlü bir yermiş Eskişehir'de.Çalan müzikler güzeldi.Her ne kadar dışarıda otursakta iç mekan da kaldı aklım.Çok sıcak ve samimi bir dekorasyon ile mekanı döşemişler.Ve yine çok uygun içecek fiyatları ile mekanda sohbet etmeniz mümkün.

Geceyi böyle kapattık ve evin yolunu tuttuk.Bir arada dört kız olunca full geyik olan bir ortam düşünün ve ben sabaha karşı 07.00 sularında yatmama rağmen diğer kızlar hala oturuyordu!Bir kaç saat uyku ile geçti ve asıl gezmek istediğimiz yerler için kalkmak zorundaydık.11.00 gibi kalkarak, yollara düştük.O günkü hedefimiz Odunpazarı idi.




Odunpazarı'na tramway ile ulaşmak mümkün.Anadolu Üniversitesi Kampüsü önünden takriben 15 dk sürüyor yolculuk.Odunpazarı ilçesinden biraz bahsedecek olursak Eskişehir'de ilk yerleşim yeri olarak biliniyor. Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi evleri ile şu an meşhur durumda.Odunpazarı Belediyesi bir çok evi onararak, en azından dış görünümlerini elden geçirerek bölgeyi turizm bakımından canlı tutmayı hedeflemiş.Konakların çoğu kültür evi, kütüphane, müze veya yöresel yemeklerin yapıldığı kafe-rest. amacı ile kullanılıyor.Safranbolu'ya hiç gitmedim ama gördüğüm fotoğraflarla Odunpazarı'nı Safranbolu'ya benzetebilmemiz mümkün.

Kıvrımlı ve dar yolları, çıkmaz sokakları, herşeyin bulunduğu ( leblebi tozu da dahil:)) ufak bakkalları, eski ve harap olmuş evleri ile buna karşılık modernize olmuş cumbalı evleri, teyzeleri ve amcaları ile eskiye ait ne varsa görebileceğiniz bir semt Odunpazarı. Büyüleyici bir semt değil, ama en azından eski evlerini görerek ''Vay be, zamanında kimler yaşamıştır buralarda kim bilir!'' diyebileceğiniz ender yerlerden biri.

Semtin girişindeki evler hemen hemen yeni sitil Odunpazarı evleri.Restore edilmiş, farklı renklere boyanmış.Fakat yukarı doğru çıktığınızda, semtin son sokaklarına doğru yürüdüğünüzde günümüz gecekondularından farkı olmayan ya da terkedilmiş, harabe görüntüsünde olan evler ile karşılaşmanız mümkün.Velhasıl geldiğinizde fotoğraf çekmek için, haşhaşlı ekmeklerinden yemek için güzel bir yer:)



Odunpazarı sonrası Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin şehre kazandırdığı ''Sazova bilim ve kültür parkı'''na doğru yola koyulduk.Buraya da hemen Odunpazarı semtinden kalkan ve yaklaşık 20-25 dk süren minibüslerle ulaşmak mümkün.

Sazova, Kütahya yolu üzerinde, şehrin dışında yüzlerce dönümlük alan üzerine kurulmuş ve de hala kurulmakta olan bir Park.İçinde neler mi var? Bakalım;



İlk olarak buraya girişin ücretsiz olduğunu belirtelim.Park'a giriş ücretsiz, Fakat içeride bulunan yerler ayrı ayrı ücretlendirilmiş.Ayrıca Otopark için de cuzi bir rakam ödüyorsunuz.

Uzunca bir giriş kısmı var.Aşağıdaki fotoğraftaki yolu yürümeniz gerekiyor.



İsterseniz Park'ın hemen girişinde solda kalan tren ile tüm parkı gezebilirsiniz.Ücretinin ne kadar olduğunu bilmiyorum.Fakat çok yavaş gittiği için epey uzun bir gezi olduğunu söylediler.Biz yürümeyi tercih ettik tabii ki.Hava çok soğuk ve rüzgarlı olduğu için parkın tamamını gezemedik.Yalnızca girişte de görebileceğiniz Korsan gemisi ve Masal Şatosu kısmını gezebildik.




Korsan Gemisi girişi 1 tl. Geminin içini gezebiliyorsunuz.Bol bol fotoğraf çekmenizi de öneririm.Hafta sonu epey kalabalık oluyormuş, dikkat!


Masal Şatosu ise kulelerinden de anlaşılacağı gibi biraz Disneyland vari bir girişim olmuş.Henüz içini gezmek mümkün değil.Anca dışarıdan görebiliyorsunuz.Kuleler ise Türkiye'de bulunan tarihi kulelerden esinlenilerek yapılmış.
Sanırım masal kahramanlarının objeleri, heykelleri ile iç kısım dekore edilecekmiş.


Ayrıca Göle maya çalan Nasrettin Hoca figürü, Nuh'un gemisinin ufak bir kopyası gibi objeler de yer alıyor.Park henüz yapım aşamasında.Farklı konseptlerde objeler ve mekanlar yapılmaya devam edilecekmiş.Belediye'nin, Eskişehir'i turizm açısından cazip hale getirmeye uğraştığı apaçık ortada :)


Böyle dolu dolu geçirdiğimiz günün ardından Eskişehir merkezinin, Doktorlar'ın, Porsuk çayının, Hamamyolu denilen çarşı son duraklarımız olacaktı.Yemek yedik, bu akşam da farklı bir konseptte bir yerde oturalım dedik ve Doktorlar'da bulunan bir kafede kahvelerimizi içmek üzere oturduk.Ertesi gün İstanbul'a dönüş olacaktı ve dolu dolu geçirdiğim bir günün ardından keyif ve yorgunlukla Eskişehir'de kaldığım öğrenci evinin yolunu tuttuk.


Velhasıl, günübirlik de gelinip, gezilebilecek bir şehir.Ama bir gece kalıp dönseniz daha iyi.Zira tek gün de o kadar aktivite ve üzerine 4-5 saat yol çok yorucu olabilir bünyeler için.


Bir daha gittiğimde ise Kentpark'a gideceğim, gözüme ilişen bir kaç cafe-bar'a gireceğim, Lemankültür'e mutlaka uğrayacağım:)


Ayrıca Met Helva (Pişmaniye'nin sıkıştırılmış hali) almadan dönmeyin! Çiğbörek yemeden de gelmeyin! :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder