16 Eylül 2011 Cuma

Bozcaada güncesi



Çooook uzun zamandır gitmek istediğim, artık rüyalarıma kadar giren Bozcaada'ya sezon bitmeden gideyim dedim.Tabi beni bir çok gezimde yalnız bırakmayan ve kafa dengim olan arkadaşım Özge ile tarihi kararlaştırarak şu kampanyalı, fırsat sitelerinde satılan turlardan satın alarak, Ada'ya gitmek için gün saymaya başladık.

Bağ Bozumu Festivali'nin düzenlendiği hafta sonuna gelmesi ise acayip güzel oldu.Turda yer varken hemen rezervasyonumuzu yaptırdık.Cuma gecesi Tekirdağ üzerinden gitmek üzere yola koyulduk.Ben size kendi başınıza da gidebileceğiniz şekilde Bozcaada'ya ulaşımı anlatayım.İlla ki tur acentasına gerek yok.

Kendi arabanız var ise Tekirdağ üzerinden Eceabat'a ulaşmanız, ardından Eceabat İskelesinden feribota binerek Geyikli İskelesine ulaşmanız gerekiyor.Ada'ya ulaşım için bir kez daha Geyikli İskelesinden feribot'a binmeniz gerekiyor.Yani 2 feribot ile Ada'ya ulaşabiliyorsunuz.


Eğer arabanız yoksa herhangi bir seyahat firmasının Bozcaada'ya giden otobüsleri ile de seyahat edebilirsiniz.Belli gün ve sınırlı sayıdaki seferlerle yine aynı güzergahtan Ada'ya ulaşmanız mümkün.Sadece Geyikli İskelesine ulaşınca otobüslerden inip yaya olarak Feribotlara bindiğinizi belirteyim.Otobüslerin bir daha Bozcaada'ya girmesine gerek yok çünkü.

Eceabat'a ulaşmak takribi 5-6 saat.Geyikli iskelesi ise 35 dk civarında sürüyor.2. feribotta yaklaşık 30-35 dk sürüyor.Bu arada feribot bekleme süreleri vs. de eklemek isterim.Hatırladığım kadarı ile Ada'ya feribot seferleri 09.00 civarı başlıyor.

Maliyet ise otobüs fiytları 45 tl.Feribot için de 2,5 tl yolcu ücreti veriyorsunuz.Kabaca 100 tl ulaşım diyebiliriz.

Ve Ada'ya ulaştıktan sonra yaptığımız gözlemleri, yediğimizi, içtiğimizi anlatayım.En keyifli şeyler geliyor :=)


İlk olarak acenta bize koyları gösterdi o yüzden hiç merkeze girmeden direk kurak görünümlü Ada'yı dolaşmaya başladık.Merkez'i ilk etapta görmediğim için ben epey hayal kırıklığı yaşadım.Kurak alanlar, yeşillik namına epey zayıf kalmış araziler, tek tük orada burada eski taş evler vs.''E ama böyle değildi fotoğraflar'' bile dedim içimden.Önce Akvaryum koyunu, daha sonra ise Ayazma Plajını gezdik.Akvaryum koyu muhteşemdi.Adı gibi masmavi, tertemiz bir su vardı karşınızda.Ayazma ise daha açık renkli ve yine berrak, ne kadar açılsan da dibini rahatlıkla görebileceğin bir plajdı.Ben prensip gereği denize girmiyorum biraz ayaklarımı soktuktan sonra  o manzarayı görebildim.Su, Çanakkale normlarında oldukça soğuktu.Girenler vucudunu sokana kadar ortalama 20-25 dk geçiyordu.Hani gerçekten cumburlop denize giren hiç görmedim:)



Şezlong ve şemsiye kiralıyorsunuz.Sanırım 10 tl gibi bir şey her ikisi.Duş var, üzerinizi değiştirebileceğiniz bir alan var.Kalabalık olmayan bir gün (belki hafta içi erken saatler) gidilirse tadından yenmez.Denize girmeyen bir insan bile huzur içinde müziğini dinleyip, kitabını okuyabilir.Tam keyif yapma yeri.

Bu arada plaj olayı biraz uzun sürdü, öğleden sonra anca inebildik merkeze.Merkez'e inerken Rüzgar güllerini gördük.İnanın 150 kişi ile birden gezmek pek eğlenceli olmuyor.O yüzden sevmiyorum tur ile dolaşmaları.5 dk durup, şöyle bir baktık ve otobüslere bindik tekrar.

Ve Merkez'deyiz!!!!

Talay şarap markası epey meşhurmuş.Üretilen şarapların sadece %2'sinin Ada dışına çıktığını, geriye kalan miktarın Ada'ya gelen insanlar tarafından Ada'da tüketildiği belirtildi.İlginç bir oran değil mi?Üretim yerini gezemedik sadece Mahzen kısmını gösterdiler.

Ada'da bulunan kiliseyi dışarıdan gördük.Tadilatta olduğu için kapalı idi.


Ada sokaklarını turlamaya başladık.Sonra bize serbest zaman verildi ve 1,30 saat bize yetmedi.Biz de Tur'dan bağımsız olarak takılmaya ve kendi başımıza Çanakkale'ye gideceğimi belirttikten ve rehberden onay aldıktan sonra Ada'da 22.00'a kadar kalmaya karar verdik.O kadar yolu gelmişiz.1 saat gezmek için ve saçma sapan 100 küsür kişi ile anlamsız şekilde bir oraya, bir oraya gitmek için gelmemiştim ben açıkçası oraya.

Ve asıl güzel saatler 18.00'dan sonra başladı.Neler yaptık onları sayalım.

1-Rum mahallesini gezdik.Her sokağa girdik.Bazı sokaklara defalarca girdik hatta.Her evi inceledik.Her evin detaylarına hayran kaldık.Özellikle rengarenk ve işlemeli olan kapılarına ayrı hayran kaldım.Kesinlikle saatlerce hiç sıkılmadan o sokakları gezebilirim.



2-Türk mahallesine şöyle bir göz gezdirdik.Pek hoş değil.Varoş evler, özensiz, düzensiz, evlerde yaşayan insanlar bile size zevk vermiyor.Bir an önce o bölgeden çıkmak istiyorsunuz.

3-Merkez'de turistik amaçlı kurulan tüm tezgahları gezdik.Çeşit çeşit her meyvenin reçelinin olduğunu belirteyim.En meşhuru domates reçeli.Ama ben tatmadığım için satın alma cesareti gösteremedim.Fiyatlar 10-12 tl arası.



4-Çeşit çeşit takılar var tezgahlarda.Mutlaka göz gezdirin çoğu çok uygun fiyata satılıyor.

5-Rengarenk, şarap temalı magnetler içinizi eritebilir.3-5 tl arası fiyatları.


6-En ünlü yiyeceklerinin arasında Damla sakızlı bademli kurabiye geliyor ve Ada'nın tek pastanesi olan Çiçek Fırınında bulabilirsiniz bu kurabiyeyi.Hoş şunu belirteyim bana o kurabiye direk un kurabiyesi kıvamında geldi.Pek beğenmedim.Fırında çok güzel kurabiyeler, tatlılar var.Sakızlı dondurma mutlaka denenmeli dediler ama ben yiyemedim.Sakızlı muhallebi yedim çok güzeldi.Biraz pahalı bu şeyler.Onu belirteyim.


7-İkinci ünlü yiyecek, aslında Gökçeada'ya özgü olan fakat Bozcaada'da da şubesi olan Efi Badem Kurabiyesi.10 ve 15 tl'lik paketleri mevcut.Ailenize, eşinize, dostunuza götürmek için ideal bir hediye.Kavala kurabiyesini andırıyor fakat daha yumuşak ve lezzetli.Kesinlikle öneririm.

8-Yine ara sokaklarda bulunan 4-5 tane hediyelik eşya satan dükkanlar var.Bunları da gezmenizi öneririm.Çok güzel şeyler var ve biraz pahalı :) Mesela ŞARAP TAKILARI adlı çok hoş bir dükkan var ve içerisinde çok güzel ve birbirinden değişik magnetler var.



9-Merkez'de bulunan Çınaraltı kahvesinde damla sakızlı, likörle servis edilen Türk

kahvesi için derim.Sunumu harika.Fiyatı da sanırım 7-8 tl civarında.Gerçek damla

sakızlı, müthiş aromalı kahve yanında bir adet çikolata, badem likörü ve de

çikolatalı sigara ikram ediyorlar.Likör ile içmek zorunda değilsiniz, tercih

meselesi.Ama likörle harika oluyor bence :)


10-Ada içerisinde etnografya müzesi konseptinde girişi 5 tl olan bir müze mevcut.Zaman darlığından biz giremedik ama bir daha ki sefer için aklımızda.

11-Bozcaada Kalesine çıkılabilir.Güzel bir manzarası var.



12-Hemen merkezde bulunan Balık rest.'da rakı-balık yapılabilir.Deniz'e yakın yerler bu restaurantlar. Ada merkezinde çok şirin denizden uzak rest. da mevcut.Tercih sizin.Fiyatlarını bilmiyorum.Biz balık yedik, meze tükettik fakat ücreti başkası ödedi, o yüzden tam olarak ne civarlarda fiyatlar bilemiyorum.Azıcık pahalı olduğunu düşünüyorum.

13-Şaraplarıyla ünlü olduğu için Şarap satın alabilirsiniz.Fiyatlarını bilmiyorum ama arkadaşım bir adet kırmızı şarabı 35 tl'ye almıştı.


Ve Kalacak yer durumuna gelirsek Ada'nın son bir kaç yıldır turistik bakımdan öneminin artmış olduğunu düşünürsek bu bağlamda pansiyon tarzı, butik otel konseptli konaklama yerlerdi oldukça bol.Tek büyük oteli var veya merkeze biraz uzak çiftlik evler var.Merkez'de kalmak istiyorsanız ev gibi olan pansiyonları tercih edebilirsiniz.Fiyatlar ise sezona göre değişiyor.Ama yaz sezonunu ele alırsak geceliği 70-80 tl'den başlayıp 200 tl'ye kadar çıkabiliyor.

Son söz olarak mutlaka gidilmesi, görülmesi gereken yerlerin başında geliyor Bozcaada.Daha fazla işgal edilmeden, turistik alana çevrilmeden gitmek lazım.Ben önümüzdeki Bahar aylarında tekrar gitmeyi ve Ada'da doya doya gezmeyi planlıyorum :)

1 yorum:

  1. Bilgilendirici, güzel bir yazı olmuş. Tebrikler. :) Ben fazla sevemedim Bozcaada'yı nedense :S

    YanıtlaSil