15 Temmuz 2015 Çarşamba

Trakya Gezisi

Sevgili arkadaşım Cüneyt'in ( Gezginin Ayakizleri ) bir telefonu ile süper bir Trakya gezisi olacağını öğrenmiştim Prag gezim dönüşünde. Eşyalarımı çantamdan boşaltmamıştım bile.
Trakya Kalkınma Ajansı katkıları ile dolu dolu dört günlük program olacağını aktardığında hem gezmediğim yerleri görmek hem de yıllar önce gittiğim bazı yerlere tekrar gidecek olmam heyecanlandırmıştı beni.

Velhasıl seyahat zamanı gelip çatmıştı ama benim ani gelişen iş durumları nedeni ile gezinin ilk iki gününe katılamadım.  Hem de hiç görmediğim bölgelerdi. Artık zararın neresinden dönersem kardır diyip Cuma gecesi atlayıp otobüse Edirne'nin yolunu tuttum. Çünkü Edirne her ne kadar şuracıkta görünse de fırsatını bulup, gidemediğim bir yerdi.

Gezimizin adını Trakya'da zaman olarak belirlemiştik. Yollarda olmayı seven birbirinden farklı 27 insan ile gerçekleştirdiğimiz gezinin ben sadece Edirne ve Kırklareli bölümünü sizlere aktarabileceğim. Diğer bölgelerde ne vardı derseniz size aşağıdaki blogları okumanızı tavsiye ederim.

Kimdi bu yolda olmayı seven İnsanlar derseniz, bir çoğunu uzun zamandır zaten tanıyordum, bir çoğunu ise sosyal mecralardan yıllardır takip ediyordum, bir veya iki kişiyi hiç tanımıyordum. Bu gezi sayesinde tanışmış ve de kaynaşmış oldum herkes ile :)

Yolda olmayı seven ekip


Gezginin ayak izleri, Şehir notları, Gezimanya,  Bilinmeyen rota, Çelebi Alper, Fatoş&İsmail, Gezgin kelebek, Gezgin çift, Gezgin deniz kızı, Gezi tozu,  Sırtçantalılar topluluğu, Gezmek güzel, I can travel, Keşfet tv, Keşfetsene, Kordonda gece seyri, Plansız gezgin, Supernicevisit, Uzakrota, Yoldaki

Edirne Gezisi


Gezimize Şükrü Paşa Anıtı ve Balkan Şehitliğini gezmekle başladık. Burası Edirne şehir merkezinden biraz uzak ve tepede kurulmuş bir ziyaret noktası. Yerel rehberin aktardığı notlar eşliğinde anıtı ve Balkan savaşından kalan eserlerin sergilendiği müzeleri gezdik. Şükrü Paşa'nın Edirne'yi kazanmadaki üstün başarılarına ait hikayeleri dinledik. Benim dikkatimi çeken müzenin içinde hemen hemen  her yerde ''Bulgar'' zulmünün vurgulandığı oldu. Açıkçası Balkan Savaşları hikayelerini Lise Tarih kitaplarında bıraktığım için tam olarak neler olup, bittiğini hatırlamıyorum. Güzel bir kaç kaynak buldum, en kısa zamanda onları okuyup, aydınlanacağım.



Sonraki durağımız Sultan 2. Bayezid Külliyesi ve Şifahanesini gezmek oldu. Girişi 5 TL, Müze kart maalesef geçmiyor.  Şehir merkezinden 2 km kadar uzaklıkta. Biz özel araç ile gittiğimiz için ulaşım var mıdır yok mudur bilmiyorum. Ama mutlaka şehir merkezinden bir ulaşım aracı vardır diye düşünüyorum.



Külliye 1484-88 yılları arasında II. Bayezid tarafından Mimar Hayreddin'e yaptırılmış. İçerisinde cami, hamam, tıp medresesi, darüşşifa, erzak depoları, mutfak vb. bölümler var. Günümüzde ise Cami haricindeki bölümler Sağlık Müzesi adı altında gezilebiliyor. Osmanlı Döneminin önemli sağlık merkezi olan Külliye'de bir çok hastalığa çare bulunmuş, farklı tedavi yöntemleri ile hastaların dertlerine şifa bulunmaya çalışılmış. Ayrıca Külliyenin Tıp öğrencisi yetiştirmek bakımından da oldukça önemli bir yeri var. Müzede  dikkatimi çeken bölümler müzikle tedavi odası, güzel koku ve su sesinden yararlanarak yapılan tedavi yöntemlerinin anlatıldığı oda, ilk çiçek aşısının sergilendiği oda oldu. Odalar cansız mankenlerle donatılarak, geçmiş zaman günümüze aktarılmış. Oldukça büyük olan II. Bayezid Külliyesini oda oda gezmenizi tavsiye ederim.


Sonraki durağımız ise Sarayiçi bölgesinde bulunan, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan Adalet Kulesi oldu. Zamanında Kanuni'nin kanunlarını burada yazdırdığı biliniyor ve Yargıtay&Bakanlar Kurulu olaak hizmet ediyormuş. Günümüzde ise Edirne Müzesi Müdürlüğüne bağlı. Zaman zaman çeşitli sergiler için kullanılıyormuş.


Hemen arkası ise meşhur yağlı güreşlerin yapıldığı Kırkpınar Tesisleri. Ziyaretimiz sırasında temmuz ayında gerçekleşecek güreşler için hummalı bir çalışma vardı.



Sonraki durağımız ise Muradiye camisi oldu. Selimiye Camisi manzaralı bahçesinde biraz gezindikten sonra camiyi gezme fırsatı bulduk. II. Murat tarafından yaptırılmış fakat mimarı bilinmeyen bu camide dış avlusunda arapça yazılar (Allah) bulunuyor. İçerisinde ise Türk çini sanatını göreceğiniz birbirinden güzel çinilerle kaplı. Osmanlı'nın izlerini göreceğiniz eserlerden birisi.





İşte sıra Selimiye Camisinde. Hem dışardan hem içerden gösterdiği haşmet ile tipik bir Mimar Sinan eseri. Caminin boş olduğu zaman sanırım yok gibi bir şey.Hem yerli hem yabancı turist oldukça fazla. Haftasonu olması nedeni ile Bulgaristan ve Yunanistan'da akın akın komşular geliyor.






Sonrasında bence Selimiye'nin hemen altında bulunan Eski Cami ve Üç Şerefeli Camisini gezmenizi tavsiye ederim. Özellikle Eski Camiye ben bayıldım. Cami içinde ve dışında hat sanatı ile yazılmış arapça kelimeler bulunuyor. Buranın da ziyaretçisi bir hayli fazla.




Cami gezilerinden sonra bir de geçirdiği restorasyon sonrası bu sene tekrar açılan eski Büyük Sinagog'u ziyaret ettik. Kimi kaynaklara göre Avrupa'nın en büyüğü olan bu Sinagog'ta şu an cemaat olmadığı için ibadet yapılamıyor. Müze olarak ziyaretçilere açık.


Sinagog sonrasında eski Edirne sokaklarını, tarihe tanıklık etmiş evlerin bulunduğu sokakları gezmenizi öneririm. Kimisi restorasyon sonrasında farklı işletmelerce hizmete alınmış. Çoğu ise bakımsızlıktan miyadini doldurmak üzere.




Edirne'de olmazsa olmaz Karaağaç semitndeyiz bu sefer. Edirne merkezden biraz uzak olan bu semt oldukça güzel ve hoş vakit geçirilecek bir yer. Hemen Tunce ve meriç nehirleri köprülerini aştıktan sonra Karaağaç'a varıyorsunuz. 1920-23 yıllarında Yunan işgali altında kalan bölge Lozan Anlaşması sonucu Türkiye'ye verilmiş. Semtte bulunan tarihi tren istasyonu ise sembolik bir kara tren ile ziyaretçilere açık. Tarihi gar ise  Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak kullanılıyor. Garın çaprazında ise Lozan Anlaşmasını simgeleyen anıt bulunmakta. Karaağaç'a gelmişken çevresineki kafelerde oturup, soluklanmak ve günün yorgunluğunu atmanızı tavsiye ederim.



Ve son olarak durağımız e bu kadar yakınız madem bir Pazarkule sınır kapısına gidip gelelim dedik. Meşhur gündoğan tarlaları arasından geçerek Yunanistan'a el sallayıp hatıra fotoğrafı çektirdik :)




Kırklareli Gezisi

İğneada


İlk durağımız İğneada Longoz ormanları idi. İğneada'ya 2 sene önce gitmiştim. Tekrar gidecek olmam güzeldi. Daha önceki ziyaretimi buradan  okuyabilirsiniz. Edirne üzerinden gittiğimiz için yol biraz yorucu ve uzun oldu. Yolların tamamının yapıldığını gördüm. 2 sene önce gittiğimde bir kısmı asfalt bir kısmı ise stabildi. Çok virajlı olduğu için özellikle stabil kısmı oldukça sıkıntılıydı. Artık yolları asfaltladıkları için dikkatli kullandığınız sürece bir sıkıntı yok.

İğneada, Kırklareli'nin Demirköy ilçesine bağlı, doğa ve deniz severlerin oldukça ilgi gösterdiği bir yer. Karadeniz kıyısı olduğu için ufak bir sahili var. Çevresinde kamp yapabileceğiniz alanlar olduğu gibi ufak pansiyonlar ve bir adet de büyük bir otel bulunuyor.  Biz sadece İğneada'da bulunan Longoz Ormanlarına şöyle bir uğradık. Yürüyüş rotaları, içerisinde bulunan kuş& balık türleri ve gölleri nedeni ile keşfedilmeyi bekleyen bir yer Longoz Ormanları.

Dupnisa



Buraya kadar gelmişken siz Dupnisa bölgesine mutlaka uğrayın. Dupnisa mağarasına ben 2 defa gittim. Bu gezide zamanımız olmadığı için mağaraya gidemedik. Mağaranın olduğu yola sapmadan devam ettiğinizde Dupnisa Alabalık Tesislerinde bir mola verip, doğanın tadını çıkarabilirsiniz.


Kıyıköy


Dupnisa sonrası yolumuzu Kıyıköy'e çevirdik. Aslında hala yazmadığım ve geçtiğimiz aylarda yaptığım bir Kıyıköy gezisi vardı benim.1 ay sonra tekrar Kıyıköy'e gelmek enteresan oldu. Burası da yine doğa ve deniz severlerin uğrak noktası. Ben Kıyıköy'ü İstanbul'daki Garipçe&Rumeli Fenerinin çok az daha büyük haline benzettim. Kıyıköy'de yukarıda dinlenip, manzarayı izleyebileceğiniz bir çay bahçesi var. Aşağıda ise kamp yerlerini göreceksiniz. Denizi, girmek için biraz hırçın ve dalgalı. Kıyıköy'de bulunan nehirde yunusla gezinti yapabilirsiniz. Bir de 6. yy'dan kalan Dünyanın en eski oyma manastırı olan  Aya Nikola Manastırı bulunuyor bölgede. Kamp yapmak, haftasonu İstanbul'dan kaçmak isteyenler için güzel bir yer Kıyıköy.




Velhasıl benim için oldukça güzel, zaman zaman yorucu ama bir o kadar da keyifli bir gezi oldu. Yeni insanlarla tanışmak, yanı başımızda olan ve keşfedilmesi gereken yerleri görmek oldukça keyifli idi. Bu organizasyonda emeği geçen Trakya Kalkınma Ajansına, Halka İlişkiler Yönetmeni Gamze Sarıca'ya ve büyük sabrından ve emeğinden dolayı arkadaşım Cüneyt Durhan'a çok teşekkür ediyorum. İyi ki gitmişim bu geziye :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder