27 Haziran 2014 Cuma

Şirince

İzmir'e hemen hemen her sene  gitmeye çalışıyorum. O kadar görülecek yeri var ki ilk gidişimde her yerini bir seferde bitiremeyeceğim için böyle kendimce yıllara böldüm.


İlk gidişimde Bostanlı-Alsancak taraflarını gezmiştim.
İkinci gidişimde Alaçatı, Urla, Çeşme ve az biraz Alsancak taraflarını gezdim. (Sezonunda değil)
Mayıs ayında 1 mayıs tatilini fırsat bilip yine arkadaşımın yanına gittim. Eski Foça, Efes, Şirince ve Bostanlı taraflarındaydım bu defa.

Şirince ile bu gemizi anlatmaya başlayayım.




Bostanlı'da kaldığım için buyuk otogara gidip, Selçuk arabalarına binmem gerekiyordu. Biraz maceralı bir yolculuktan sonra nihayet 2,5 saatlik bir yolculukla otogara geldim :) ben cok yanlis bir yonden geldigim icin bu kadar surdu.  Neyse ki şansliyim hemen 5 dk. içerisinde kalkacak bir Selçuk minibüsü vardı. Turist kafilesini alan bir rehber abla tüm minibüsü doldurduğu için araba hemen kalktı. 2 saatlik bir yolculuk sonrasında Selçuk'taydım. 10 TL karşılığında Selçuk'a gidiliyor bu arada.

Selçuk otogarı oldukça ufak bir otogar. Şirince veya Efes'e buradan minibüsler kalkıyor. Tabi işleyiş ''dolunca kalkacak abla'' şeklinde olduğu için bir 30 dk bekledim. Nihayet 5-6 kişi oldu ve Efes'e doğru hareket ettik.

Efes'e 10 dk'da ulaşmak mümkün. Yanlış hatırlamıyorsam minibüs ücreti de 5 tl civarı idi. Girişte sizi bırakıyorlar ve yine aynı yerden dönüş minibüsleri kalkıyor.

Efes yazısını daha sonra yazacağım.

Eğer önce Efes'e gittiyseniz tekrar otogara gelip Şirince arabalarına binmeniz gerekiyor. Ben biraz şanslıydım. Şöyle ilginç bir olay oldu. Efes'te gezerken yöneticimle karşılaştığım için Efes sonrası geziye kendisi ve ailesi ile devam ettim. O yüzden Şirince'ye de onların aracı ile gitmiş oldum :) Selçuk Otogar-Şirince arası da yaklaşık 40 dk sürüyor. Biraz dik ve dar yolları var. Oldukça tepede bir yerde konumlanmış bu eski Rum Köyü.



Şirince'nin biraz tarihçesine değinirsek; 19.yy'da Rum yerleşkesi olan, 1923'te Türkiye-Yunanistan arasında yapılan Nüfus Mübadelesi sonucu Rumların ayrılması ile Yunanistan'dan gelen mübadillerle iskan edilmiştir. Bölgede bağcılık, incir ve zeytinciliğin  yanı sıra şeftali, elma, ceviz, kiraz gibi meyvelerin yetişmesi için de oldukça  elverişli bir bölgedir.


Köy içerisinde şu an 2 adet kullanılmayan Kilise, zamanında Okul olarak kullanılan fakat şu an Restaurant + Müze olarak hizmet veren Taş Mektep, bir kaç adet şarap üreticisi, sayısız hediyelik eşya satan mağaza ve çeşit çeşit meyvelerden yapılan şarapları sunan şarap dükkanları mevcut.



Geçtiğimiz senelerde Maya Takvimine göre 2012 yılında kopacak kıyamette en güvenli bölge olduğu iddiası ile epey popüler olan bu eski Rum köyü, tahmin ettiğiniz üzere 2 yıldır turizm açısından oldukça verimli günlerini yaşıyor. Yerli ve yabancı turist ilgisi karşılıksız kalmamış ve bölgedeki eski evlerin çoğu pansiyon olmak üzere şu an restorasyon aşamasında. Yukarılara doğru çıktıkça bir kaç güzel işletme de görebilirsiniz.

Köyün geçmişine yönelik sergilenen fotoğrafları Köy girişindeki Taş Mektep'te görebilirsiniz. Üstelik ücretsiz.



Köyde yaşayan oldukça az hane var.Onlarda geçimlerini el emeği göz nuru yaptıkları biblolardan, örgülerden, dantellerden, el yapımı bebeklerden, reçellerden kazanmaya çalışıyorlar Şirince deyince İnsanın aklına gelen ilk şey Meyve aromalı şarapları. Ben Şarap sevmediğim için tatmadım. Köyden Şarap alabilirsiniz. Hediyelik anlamında özel bir şeyi yok. İstanbul'da bir çok çarşı-pazarda bulabileceğiniz şeyler var.



Şirince için 1-2 saatinizi ayırmanız yeterli. Günübirlik bir gezi için bence ideal.  Ha kafa dinlemek için şöyle güzel bir yerde kalayım diyorsanız, yine de tercih edilebilir bir yer. Ama açıkçası bana çok fazla abartılmış, daha fazla turist çekmek adına iyi pazarlanmış bir yer olarak geldi. Köy olmaktan artık çıkmış. Biz orada iken bir bankanın ATM'si yerleştiriliyordu köye :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder