6 Ocak 2014 Pazartesi

Yel Değirmeni, Kadıköy

Kadıköy'e olan aşkım Lise yıllarımda başlamıştı. Tuzla'da oturmamız nedeni ile istediğin yere istediğin zaman ulaşım pek kolay olmuyordu o yıllarda. Kadıköy'e otobüs ile gideceksen 1 saat beklemen gerekiyordu. Tuzla'dan bir yere gitmek istiyorsan tren en güzel seçenekti.Tren'e de binmek için 20 dk kadar yürümek gerekiyordu.Yani çile de çile.

Süper liseye yazılmışım yıl 1999.Bir sürü İngilizce kitap istiyorlar hazırlık sınıfında.Okulda orjinalleri satılıyor bir kitap evi tarafından. 120 TL gibi bir şeydi set fiyatı yanlış hatırlamıyorsam o zamanlar.Kitapları inceliyorken biri ''Akmar'da ikinci ellerini yarı fiyatını buluruz.'' diyor. ''Akmar ne ola ki?'' diyorum içimden ve dönüp çocuğa soruyorum.''Akmar nedir?'' O anda bana Akmar'ın Kadıköy'de bir pasaj olduğunu ve ikinci el bir sürü kitap bulabileceğim bir yer olduğunu özetliyor.O zamanlar daha çocuğuz tabi. Kendi başıma nereden gideceğim Kadıköy'lere! Babam, Annem ve ben bir kaç gün sonra Kadıköy'ün yolunu tutuyoruz tabi ki tren ile. Akmar'ı sora sora buluyoruz.Ve benim Kadıköy günlerim o tarihlerde başlıyor...


Kadıköy'ün her sokağını, her caddesini, her pasajını gezmeye, görmeye başlıyorum o tarihlerden itibaren.Kitap alma bahanesi ile annemden izinleri koparıp hafta sonları kendimi Kadıköy'de buluyordum.Akmar zaten başlı başına kitap ve müzik cennetiydi.Gitmişken bir iki çekme kaset de alıp yoluma devam ediyordum.Ah ne günlerdi, cebimde 5 tl ile gidip, sadece yeni çıkan bir grubun çekme kasetini alıp tekrar Tuzla'ya dönüyordum. Çekme kaset o zaman 1,5 tl. Orjinali ise 10-12 tl arası değişiyordu.Yeni bir albümse 2,5 tl oluyordu çekme kaset fiyatı :)

Gel zaman git zaman ben Kadıköy müdavimi oldum.Şu an İstanbul'da en sevdiğim yerdir.Hatta yaşamak istediğim tek yer.Ne zaman gitsem hep ara sokaklardan, daha önce girmediğim sokaklardan geçmeye özen gösteriyorum.Zaten böyle böyle keşfediliyor gizli, kıyıda köşede kalmış mekanlar, pasajlar, dükkanlar...


Gelelim yel değirmeni semtine.Bilmeyenler için Yel değirmeni, rıhtımda bulunan otellerin tam arka tarafı oluyor.Hatta rıhtımdan Tepe Nautilusa doğru giderken arabaların geçtiği saçma sapan yer altı geçidine gelmeden önce sağdaki evlerin arka sokakları oluyor.Herhangi birinden girerek bu sokakları keşfetmeye başlayabilirsiniz.


Neden keşfedelim? Tarihi oldukça eskiye dayanıyor. I. Abdülhamit zamanında İnsanların un ihtiyaçların karşılamak için bölgede kurulan değirmenler nedeni ile semt Yel değirmeni ismini almış.18. yy'da özellikle Yahudilerin bölgeye yerleşimi başlamış ve semt İstanbul'un ilk apartman semtlerinden biri olmuş.Sokaklarda gezinirken sinagogları, kiliseleri, eski cumbalı ve bahçeli evleri göreceksiniz.



Semt, son yıllarda adını özellikle Kadıköy Belediyesinin Çekül Vakfı desteği ile başlattığı Mural-İst Yel değirmeni duvar sanatı festivali ile duyurdu.Geçtiğimiz hafta sonu gidip gördüm.Semt oluşturulan eserlerle bambaşka bir boyut kazanmış.Yıllar önce buralardan geçmiştim.Çok bakımsız hatta güven vermeyen sokakları vardı. Bu projede eskimiş, duvarları yıpranmış bina cepheleri dünyaca ünlü sokak sanatçıları tarafından tekrar hayata döndürülmüş.Mahalle yenileme projesi kapsamında gerçekleştirilen bu etkinlik umuyorum yakın zamanda başka semtlere, ilçelere hatta illere yayılır.Sokak sanatının bu güzel örneklerini her yerde görmek isterim. Sevimsiz, karanlık, kötü sokaklar yerine rengarenk, muhteşem eserleri görmek güzel olurdu.


Merak edenler, güzel fotoğraflar çekmek isteyenler (Karizmatik!), tarihi semtleri sevenlere şiddetle öneririm.

Son olarak Kadıköy'ün, hastasıyız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder