5 Eylül 2012 Çarşamba

Bozulmamış şehir, Kutaisi

Gürcistan'ın ikinci büyük kenti olarak bilinen Kutaisi, Gürcistan gezisi sırasında en etkilendiğim, kendimi bambaşka bir Dünya'daymış gibi hissettiğim şehir oldu.


Neden mi?

Şehre girdiğinizde Rioni Nehri sizi karşılıyor.Şehri ikiye bölmüş durumda.Nehrin üzerindeki ilginç oluşum gözünüze çarpacak.Karadeniz'e dökülen bu nehirde belli sezonlarda Rafting de yapılıyormuş.Bu durumdan gezi sonrası haberim oldu maalesef :lol:


Şehri ikiye ayırmak mümkün.Şöyle başlayalım.Öncelikle yerleşim oldukça dağınık.Karadeniz'i andıran köy evleri ile dağ yamaçlarında insanlar konuşlanmış.Yukarıya doğru, dağlık bölgeye çıktığınızda doğa ile iç içe bir şehir olduğunu görüyorsunuz.Biz şehri önce bu yönü ile gördük.Merkeze 10 km kadar uzaklıkta olan UNESCO'nun listesinde yer alan Gelati Manastırını gezdik.Buradan şehrin doğal güzelliklerini izlemek mümkün.Daha sonra aşağıya inip, bu sefer tam çaprazında kalacak şekilde merkezden tekrar yokuşları araba ile çıkmaya başladık.Kalacağımız pansiyon (Argo Palase,) merkezden epey uzakta ve de tepedeydi.Fakat pansiyonu görünce endişelerimiz epey azaldı.Mükemmel bir yerdi! Kutaisi'nin yine doğal güzelliklerini kuşbaşı görebileceğiniz, püfür püfür esen bir teras-balkonu olan, gürcü kadınların işlettiği çok temiz bir pansiyondu.Pansiyon dediğime de bakmayın buradaki 3-4 yıldızlı otellere taş çıkarır.Bu arada bu tarafta da yine UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesine alınan Bagrati Katedrali var.Fakat burası restorasyonda olduğu için gezemedik.


Daha sonra merkeze inerek gezimize başladık.Kutaisi hiç değişmemiş bir şehir.Şehre ilk girdiğinizde bir yaşanmışlık olduğunu hissediyorsunuz.Gürcistan gezimizde gördüğüm en fakir şehirdi burası.Öncelikle bu fikre nereden kapıldığımı sorarsanız, bir bir anlatayım.

1-7'den 70'e herkes çalışıyordu bu şehirde.Sokaklar yaşlı kadınların karnını doyurmak, ailelerine katkıda bulunmak adına 2 kuruş için de olsa maydanoz, kişniş sattığı bir şehirdi.Erkeklerin çalıştığını ise pek görmedim.Her yerde yaşlı teyzeler vardı.Sanırım erkekler iş gücü nedeni ile göç ediyor yakın ülkelere, şehirlere.


2-Çöpçüler bile kadındı.80'li yaşlarına gelmiş fakat hala dinç olan bir teyze gördüm.Sokakları temizlemekten sorumluydu.

3-Çarşı-Pazarını gezmek için gördüğümüz manzara inanılmazdı.Resmen ambargo konmuş, 50-60'larda kalan bir şehir ve insanlar... Her şey kısıtlı sayıda, bir ürün alacaksanız pek alternatifi, markası yok.Bizim alıştığımız paket olarak satılan bir çok ürün burada tek tek satılıyor.Mesela hijyenik ped, çocuk bezi, yara bandı vb. ihtiyaçlar hep tek tek... Yiyecekler ise pek iç açıcı değil.Tavuk, balık, et reyonları inanılmaz kokuyor.Etlerin de görüntüsünden belli idi kim bilir kaç aylıktı hepsi...


4-İnsanlar hüzünlü, kötü şeyler yaşamışlar. Sanki yeni bir savaştan, kıtlık durumlarından kurtulmuşlar, yaralarını yeni yeni sarıyor gibi idi İnsanlar.Sovyetlerden yeni yeni sıyrılmakta olmaları yadsınamaz bir gerçek.


5-Şehir bir yandan değişmeye çalışıyor.Çok ufak bir mahallesi oteller, gece kulüpleri, kafeler ile doldurulmaya çalışılmış.Çalışmalar da devam etmekte.

6-Dışarıda yemek yemek istediniz mesela.Öyle restoran, bar, kafe bulmak inanılmaz güç.İnsanların maddi gücü yok ki dışarıda yemek yesin.Otursun keyif çayı içsin.Bir iki tane birahane tarzında bir kaç mekan gördük.Bir restaurant önerildi fakat restaurant demeye bin şahit lazım.Sonunda uzun uğraşlar sonucu, polislerden de yardım alarak Gürcü mantısının yapıldığı ilginç dekorlu bir restaurant gördük.


7-Bu arada şehir çok ucuz.Yemek, içmek, yapacağınız alışveriş çok ucuz olacaktır.

8-Turist alan bir şehir değil pek.Zaten yaşayan nüfus da oldukça az.Sovyetler sonrası epey azalma olmuş nüfus oranında.

9-İnsanların giyimleri bile şehrin gerçekten fakir olduğunu ortaya çıkarıyor.Ama gençler öyle değil!!!


Kutaisi belirttiğim gibi beni çok fazla etkiledi.Bu arada sokaklarda yaşlı, simsiyah giyinmiş teyzeler oldukça fazla.Nedeni ise ölen yakınlarının yaslarını tutuyorlarmış.Bazılarında hatta yaka kısımlarında ölen kişiye ait fotoğrafının olduğu rozetler bile görmeniz mümkün.Tek dileğim bu şehirde uzun yıllardır yaşamış olan biri ile oradaki gelenekler hakkında konuşmak, neler yaşadıklarını onların ağzından dinlemekti.Ama maalesef  dil problemi yüzünden bu mümkün olmadı.


Gürcistan'a olur da giderseniz, mutlaka buraya uğramanızı tavsiye ederim.Bir de fotoğraf çekmekten hoşlanan biri iseniz, tam size göre bir yer.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder