5 Temmuz 2011 Salı

Yıldız Dağları, Mahya Tepe, Dupnisa Mağarası

Uzun zamandır Anadolu Dağcılık Klübü'nün (www.anadoludagcilik.org.tr/)  mail grubuna üyeyim.Her hafta faaliyetlerle ilgili bilgilendirmeler gelmekte fakat bir türlü etkinliklerine katılma fırsatı bulamamıştım ta ki geçen Pazar'a kadar.

Faaliyet bilgisi geldiğinde uzun zamandır merak ettiğim DUPNİSA Mağarasını etkinlik planında görünce ''Evet, buna katılmalıyım'' dedim ve hemen harekete geçtim.Pazar günü için bu rotayı ajandama kaydettim.

Gerekli bilgilendirmeler yapıldıktan sonra size etkinlikten bir gün önce kesin katılımcı listesi, ve herkesin nerede, saat kaçta bineceğini bildiren bir mail geliyor.Ondan sonrası malum, etkinlik günü yollara düşmek.

Yıldız dağları, Kırklareli'ne bağlı bir yer.Tahmin edersiniz ki İstanbul'a uzak bir yer o nedenle saat 6 gibi yollara düştük.Yolda faaliyete katılacakları toplaya toplaya Tekirdağ yoluna doğru koyulduk.


Saat 10.30 gibi bölge'deydik.Yürüyüşe 10.50'de başladık.Şansımıza hava kapalıydı.Sıcak yer yer vurdu fakat 20 dk'lık bir yürüyüşten sonra Orman içine daldığımızda sıcaklığın bir damla bile olmaması yürüyüşün keyifli geçeceğinin sinyallerini vermişti.

Doğa yürüyüşü dediğimiz şey dümdüz bir yolda yürümek değil.Bunu bir kenara düşelim.Bazı arkadaşlar böyle sanıp geliyor ve sonra yorgunluktan bitap düşüyorlar.

Orman içine girdiğimizde yokuş aşağı, yokuş yukarı yürümeye başladık.Sanırım 1 saat kadar bu şekilde yürüdük ve rotamız uzun olduğu için tekrar ana yola girmek zorunda kaldık.İster istemez orman içi insanın hızını kesiyor, bir de 15 kişi olduğunuzu düşünün.

Ana yolda yürümeye başladık.Çok güzel manzara eşliğinde çok da yorucu olmadan ilerlemeye, yer yer doğa'daki hayvanları yakından görmeye, seslerini duymaya başlamıştık.Bu arada rotamızın 15 km olduğu söylendi fakat yürüyüşe biraz erken başlattılar bizi.Çok da dert etmedik açıkçası nasılsa hava sıcak değil, su derdi yok, orman yer yer çok serin bile olabiliyordu.Sizden başka bölgede sadece kereste için çalışan 3-5 işçiden başka da kimse yoktu.Açıkçası doğa ile baş başa 15 kişiydik.



Asıl zorlu parkur öğle yemeğimizi yedikten sonra başladı.Yaklaşık 2,5 saatlik bir yürüyüş ardından evden getirdiğimiz yiyecekleri yemek için yarım saat kadar ormanın bir yerinde dinlendik.Bu zamana kadar herşey güzeldi.Biraz yorulmuştuk, grup da birbirine alışmıştı.Sonra Dupnisa mağarası için biraz daha hızlı olmamız gerektiği  söylendi.Ve maraton başladı!



Hızlı adımlarla zirveye doğru çıkmaya başladık.Bu noktadan sonra epey yokuş çıktık.Yer yer de yokuş aşağı inmelerimiz oldu.GPS ile rotayı takip ettiğimiz için civarda Fatma Kayalıklarını görmemiz de gerektiği söylendi.Fatma Kayalıklarının bir hikayesi varmış bu arada.Öncelikle kayalıklara çıkmak için nasıl bir çaba sarfettiğimizi anlatayım. Kayalıklar Bulgaristan sınırına çok yakın bir yerde idi.Herkesin telefonuna ''Bulgaristan'a hoşgeldiniz!'' yazılı bildiriler gelmeye başlamıştı :) Kayalıkları görünce benim oraya tırmanmamın imkansız olduğunu gördüm ve tırmanmayacağımı belirttim.Baya Tarzan kıvamında ağaca atlayıp oradan kayalıklara erimek gerekiyordu.Neyse o kadar yol gelmişiz, herkesin görmesi, çıkması lazım diyerek herkes birbirine yardım ederek kayalıklara tırmandık.Tırmanış sonrası eşsiz manzara gerçekten görülmeye değerdi.Hava sıcaklığı da bir hayli düşüktü tepede.İnanılmaz esiyordu.Kayalıkların hikayesi ise Savaş zamanı köyleri basan, kadınların ırzına geçen askerlerden kaçan köylü kızı Fatma, bu kayalıklara kadar gelmiş ve tırmanmış.Düşmanların kendisini takip ettiğini gören Fatma, tecavüze uğramak yerine kayalıklardan atlayarak intihar etmeyi seçmiş.Köyde dolaşan bir rivayet imiş bu artık ne kadar doğrudur bilemem.Yıkık, dökük bir de gözetleme kulesi vardı tepe'de.

Zirve'den indikten sonra işkence saatleri başladı.Herşey Dupnisa mağarasına 17.00 gibi ulaşmak içindi. 2,5 saatimiz vardı ve bu süre zarfında hızlı olmamız gerekiyordu.GPS'in yönlendirmesi ile girmediğimiz delik kalmadı.Artık ayaklarımı hissetmiyordum.Çünkü dümdüz ya da hafif engebeli yol yerine Orman içine dalarak sürekli ayak uçlarımıza baskı yapan yamaç aşağı yollarda yürüdük.Dikkatli olmadığınızda kayma ve yuvarlanma riskiniz var.Düştüğünüz yer yine toprak ama dediğim gibi yüksek bir yerden yuvarlanıyorsunuz ve bir yerinize bir şey olduğunda müdahele edilmesi, herhangi bir ekibin gelmesi sıkıntı olur.Yer yer dere geçişleri oldu ve deredeki taşların hepsi de kaygan mazallah düşüp yine bir taraflarınızı kırmanız mümkün.


Artık son 1 saat ne yürümeye, ne konuşmaya, ne de hayıflanmaya halim kalmıştı.Artık gerçekten eve gitmek istiyordum.Düşünsenize 7 saattir yürüyorsunuz (molalarla birlikte 8 saat), ve ayağınızı zorlayan bir zeminde yürümüşsünüz, son 1-2 saati tempolu geçmiş.Çok doğal olarak isyan ediyorsunuz artık.Bir ara ''neden geldim ki'' diye bile düşündüm.Saat 17.00 da olmamız gereken Mağaraya saat 19.30'da vardık.Arada ben kaybolduğumuzu düşünüyorum, panik ortamı yaratmamak için bir şey demediler.Daha doğrusu Mağara'ya uygun, en kolay ulaşılabilir yolu bulamadılar.Artık ayaklarımda derman kalmamıştı.Sürekli yan basa basa aşağıya inmek, ayak uçlarındaki baskı nedeniyle ayakların tutmaması vs.

Hah bir de sürekli ''Son 2 km, Son 1 km'' demeçleri.Artık dalga geçtiklerini sandım bizimleDeğil 2 km resmen 4-5 km yürüdük.Son 40 dk da kayalıklı zeminde yürüdük ki yürüyüş ayakkabısı olmasına rağmen ayağınıza nasıl batıyor o taşlar anlatamam.

Nihayetinde mağaraya geldik ve o an ağlayacaktım :) Hani insan memleketine geldiğinde toprağı öper ya, ben de düz, asfalt yola çıktığımızda o olayı yapmayı düşündüm ama yemedi.

Mağarayı da 10 dk içerisinde 2 tl karşılığında gezdikten sonra herkesin yüzündeki yorgunluk ifadesini çok net bir şekilde görebiliyordum.

Bir şeyler yedik içtik, planlanan eve dönüş saati 18.00 yerine 20.00 oldu.Sonrası ise tam bir eziyet.Yazlıklarından İstanbul'a dönen insanların oluşturduğu trafik nedeni ile eve saat 1,30 gibi ulaştım.

Gün bitiminde ise biraz pişmanlık, maksimum uykusuzluk ve yorgunluk hat safhada idi.Hah bir de bu kadar çok geç kaldığım için ailemden işittiğim azar. Ama yine de güzel bir gündü.22 km yol yapmışız, boru değil :)

Siz siz olun kendinize, kondisyonunuza güvenmiyorsanız bu tarz etkinliğe katılmayın.Orta derecedeki zorluk kategorisine giren bu faaliyet benim için epey zordu.Bundan sonraki faaliyetlere katılırım tabii ki ama dediğim gibi orta derecede olanlar için biraz daha zaman geçmesi gerekiyor.

Dip not; Bu faaliyetler için tam takır hazır olmakta fayda var.Bir gün öncesinden güzel bir uyku, dinç şekilde kalkmak ve kendini faaliyete hazırlamak çok önemli!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder